Kargı'nın Tarihçesi ...
- Kargı'nın Tarihi
- Blaene (Kargı)
- Türk Egemenliği
- Osmanlı Öncesi
- Osmanlı Dönemi
- Osmanlı Döneminde Köyler
KARGI’
NIN TARİHİ
Kargı ve
çevresini incelediğimiz bu çalışma, Kargı tarihinin yanında Kastamonu,
Çankırı, Amasya ve Çorum tarihi de esas alınarak hazırlanmıştır; çünkü
Kargı’nın tarih öncesi çağlardan itibaren bu yerleşim birimleri ile idari
bağlantıları vardır.
Strabon’a
göre Antik Anadolu coğrafyasında Kargı’nın da içinde bulunduğu bölgeye
Paphlagonia denilmektedir. Strabon Paphlagonia’yı “ Pontus eyaletinin , Halys
(Kızılırmak) nehrinin dışındaki kısmı yani Sinopis(Sinop) yakınındaki Olgassys
(Ilgaz) dağı etrafındaki ülkeyi kastediyorum. Olgassys (Ilgaz) dağı olağanüstü
yüksek ve tırmanılması zordur. Bu dağın her yerinde kurulmuş olan tapınaklar
Paphlagonialıların elindedir. Etrafındaki Blaene ve Domanitis oldukça verimli
topraklardır.” diye tarif etmektedir. Kargı, Paphlagonia coğrafyası içinde
Blaene olarak zikredilmektedir.
KARGI İSMİ NEREDEN GELİYOR ?
Kargı’nın
ilk isminin “Blaene” olabileceğine dair üst konularda bilgi verilmişti. Ayrıca
bazı kaynaklarda Kargı isminden önce bu yerleşim alanın “Taşlıköy” olarak
adlandırıldığı da bilinmektedir.
Kargı’nın
bu isimle anılmasına ilişkin en güçlü rivayet Sinan Paşa’ya ait olandır. Buna
göre, Yavuz Sultan Selim’in 1514 yılında Safeviler ile yaptığı Çaldıran Savaşı
dönüşünde, dönemin vezir-i azamı Sinan Paşa Taşlıköy olarak bilinen bu
civardan geçerken köy halkı onu ellerinde kargılar ile karşılamış; ( Kargı
Kızılırmak kenarında bolca yetişen saz adı verilen ve silah yapımında
kullanılan mızrak.) Sinanpaşa bu durum nedeniyle köylüleri kargılılar olarak
selamlamış, daha sonra dağınık halde bulunan köylüleri birleştirerek
Taşlıköy’e Kargı adını vermiş, İstanbul’a dönüşünde ise saraydan irade
çıkartıp bir kadı ile bir mühür ve bir de tapu memuru göndererek kaza-i
selahiyetle nahiye yapmıştır. Bu rivayete dayanarak Kargı’nın 1514 yılından
itibaren bu ismi aldığı anlaşılmaktadır.
PAPHLAGONİA’ DA BLAENE (KARGI) :
Anadolu’nun kuzey kesiminde antik bölge, batıda Bitinya, güneyde Galatya,
doğuda Pontus, kuzeyde Pontus Euxinu’la(Karadeniz) çevrilidir. Bugünkü
Zonguldak, Bartın, Kastamonu, Çankırı ve Sinop illerinin tümünü, Çorum’un batı
bölümünü içine alır.
Paphlagonialılar, Homeros’ta adı geçen en eski
kavimlerdendir. Paphlagonialı prenslerin çoğu, Troya Savaşına katılan
Pylaimenes’in soyundan geldiklerini göstermek için Pylaimenes adını
taşırlardı. Hitit Devleti yıkıldıktan sonra bir süre Firigya egemenliğinde
kalan Paphlagonia daha sonra Lidya egemenliğine girdi. M.Ö. 547-546 ‘da
Keyhusrev’ in Lidya Krallığını ortadan kaldırmasıyla Pers yönetimine geçti.
Persler’in Satraplık düzeni içinde Kapadokyalılar ve Anadolu’nun kuzeyindeki
daha başka halklarla birlikte üçüncü satraplığa alındı. M.Ö. 480’ de
Kserkses’in ordusunda Paphlagonialı askerler de görev yapıyordu. M.Ö. 334’ te
Anadolu’ya giren Büyük İskender’in egemenliğine geçen bölge, onun ölümünden
sonra Eumenes’in yönetimine girdi. Doğu komşusu Pontus Krallarınca ele
geçirilinceye kadar yerel prenslerce yönetildi. Büyük Mithradates’in M.Ö. 65’
teki yenilgisine değin Pontus Krallığının elinde kaldı. Pompeius, M.Ö 63-62’
de Paphlagonia’ nın kıyı kesimini Bitinya ile birleştirdi.İç kesimi yerel
prenslere bıraktı. Sonunda ülkenin tümü Romalılar’ın eline geçti. Dağlık olan
iç kesim Augustos tarafından Galatya Eyaleti’ne bağlandı. Kıyı kesimi ise
Pontus’un büyük bir kısmı ile birlikte Bitinya’ya katıldı.
A.
ESKİ ÇAĞLARDA BLAENE (KARGI) :
M.Ö.
II. Bin yılın başında Anadolu’ya gelen Hititler bu devrin sonlarına doğru,
Kızılırmak kavsi içindeki bölgeye yerleştiler. Blaene’nin de içinde bulunduğu
Paphlagonia ‘nın da Hititlerle ilişkisi bu zamanda başlar. Paphlagonia , Sinop
ve Samsun dolaylarında yaşadığı ileri sürülen Gaşka’ların kıralı Hantili ( M.Ö.
1590-1560) tarafından Hitit Devletinin başşehri Hattuşaş’a saldırıldığında
Gaşkalar’ın kontrolüne girmiştir. Blaene’nin (Kargı)Yeni Hitit Devleti veya
İmparatorluk Devri olarak bilinen( M.Ö. 1460-1190) dönemde tekrar Hitit
Devleti kontrolüne girdiği sanılmaktadır, Hitit Devletinin yıkılmasından sonra
bir süre Firigler’in hakimiyetine giren bölge M.Ö. 696-585 yılları arasında
Kimmerler tarafından istila edilmiştir.Kimmerler M.Ö. 705 yılında Asur Kralı
Sargon II. ‘nin savaşta ölümünden sonra Küçük Asya’ya (Anadolu) döndüler
Paphlagonia’ yı ve Firigya Kralı Midas’ı yenerek Firigya’ yı ele geçirdiler.
Bu dönemlerde Anadolu’da Kimmer tehlikesi vardı. Lidya Kralı Gyges,
Kimmerler’e karşı Asurlular’ dan yardım istedi. Ve iki Kimmer reisini zincire
vurarak Ninova’ ya yolladı. Kimmerler Anadolu’dan Kral Alyattes zamanında
tamamen kovuldular. Bu kral zamanında Lidyalılar Anadolu’nun büyük bir kısmına
hakim oldular ve Lidya’ nın doğu sınırı İç Anadolu yaylasında Halys(Kızılırmak)
nehrine kadar genişledi. Bu tarihten sonra Lidyalılar’la Med’ler arasında uzun
süren savaşlar oldu. Sonunda yapılan anlaşma ile Halys(Kızılırmak) nehri iki
devlet arasında sınır kabul edildi. Paphlagonia’ da Lidya hakimiyeti devam
etti. M.Ö. 560’ ta Kral Alyattes ölünce yerine oğlu Kroisos geçti. Kroisos
M.Ö. 546’da Pers Kralı Keyhusrev ile Halys(Kızılırmak) nehri yakınında
savaştı. Pers Kralı Keyhusrev Lidya’nın başkenti Sardeis’i alarak Lidya
Krallığına son verdi. Blaene (Kargı)’nin de içinde bulunduğu Paphlagonia
bölgesi Persler’in eline geçti. Paphlagonia bölgesi(M.Ö. 546) bu tarihten M.Ö.
334’ e kadar Persler’in elinde kaldı ve satraplık olarak yönetildi. M.Ö. 334’
te Granikos zaferinden sonra Büyük İskender’in hakimiyetine girdi. Onun
ölümünden sonra da Eumenes’in yönetimine girdi. Doğu komşusu Pontus
Krallarınca ele geçirilinceye kadar yerel prenslerce yönetildi. Büyük
Mithradates’in M.Ö. 65’ teki yenilgisine değin Pontus Krallığının elinde
kaldı. Pompeius, M.Ö 63-62’ de Paphlagonia’ nın kıyı kesimini Bitinya ile
birleştirdi.İç kesimi yerel prenslere bıraktı. Sonunda ülkenin tümü
Romalılar’ın eline geçti.M.S. 395’ e kadar Roma yönetiminde kalan bölge, bu
tarihten sonra Bizans adını alan Doğu Roma İmparatorluğuna bağlandı. Blaene(Kargı)
Bizans hakimiyeti sırasında Türk, İran ve Arap ordularının saldırılarına
uğradı. Malazgirt Savaşından sonra Anadolu’ nun bu bölgesine gelen Artuk Bey,
özellikle Danişmend Gazi buraya Kayıları yerleştirdi.
KARGI VE ÇEVRESİNİN TÜRK EGEMENLİĞİNE GİRİŞİ
Türkler’in Anadolu’ yu yurt edinebilmek amacıyla gerçekleştirdikleri ilk
seferler 1015 yılından itibaren Çağrı Bey ile başlamış; 1048’ de Pasinler
Savaşı ile Doğu Anadolu, 1071 Malazgirt Savaşı ile de Anadolu’ nun önemli bir
kısmı ele geçirilmiştir. Bu ünlü savaştan sonra Bizans ile anlaşma yapılmasına
rağmen yeni imparator bu anlaşmayı tanımamıştır. Bu durum üzerine Selçuklu
Sultanı Alparslan, Anadolu’da fethedilmeyen toprak bırakmamak için, savaşa
katılan komutanlardan her birine değişik bölgelerin fethini tamamlama görevi
vermiştir.
Kargı ve
çevresini ilk ele geçiren, Alparslan’ın ünlü komutanlarından ayrıca
Danişmendli devletinin de kurucusu olan Emir Danişmend Gazi’ dir. Emir
Danişmend, Malatya merkez olarak kurduğu bu devletin sınırlarını kısa sürede
genişletmiş; kumandanlarından Emir Karategin’i Çorum, Çankırı ve Kastamonu’
nun fethine yollamıştır. Kara Tegin’in 1083-1084 yılları arasında Kargı ve
çevresini ele geçirdiği tahmin olunmaktadır.
OSMANLI DÖNEMİNE KADAR KARGI
Kargı
Danişmendli egemenliğinden sonra sırası ile Anadolu Selçukluları,
Çobanoğulları ve Candaroğulları’nın egemenliğine girmiştir. Kargı ve
çevresinin Anadolu Selçuklu Devleti dönemindeki durumu ile ilgili geniş
malumat bulunamamıştır; ancak Anadolu Selçuklu Devletinin en büyük
hükümdarlarından biri olan Alaaddin Keykubat döneminde, onun emir’lerinden
olan Çoban Hüsamettin Kastamonu’yu Rumlar’dan alınca, bu şehir kendisine Timar
olarak verilmiş, daha sonra Çankırı toprakları da Çoban Hüsamettin’in eline
geçmiştir.
Çoban
Hüsamettin Kastamonu ve Çankırı havalisinde yaklaşık 100 yıl kadar egemenlik
kurmuştur. Bu dönem içerisinde Kargı ve Çevresinin idaresinin Çoban
Hüsamettin’e bağlı olduğu tahmin olunmaktadır. Kargı’ da bu döneme ait iz
bulunmamaktadır.
Osmanlı
öncesinde Kargı’da egemenlik kuran beyliklerden biri de Candaroğulları’dır.
Candaroğullarının egemenliğinin Kastamonu, Sinop, Çankırı, Kalecik ve Tosya
ile birlikte Kargı’ya kadar uzandığına dair geniş bilgi bulunmaktadır.
Bölgenin Tahrir defterlerinde Kargı Kazasının Dereköy (Yazıkilise) mevkiinin
Çankırı’daki imarete bağlı olduğu, Candaroğlu Kasım Bey dönemine ait
vakfiyeden de anlaşılmaktadır. Osmanlı Devleti,1392-1393 tarihlerinde Kargı ve
çevresini Candaroğullarından aldıysa da 1402 Ankara Savaşı ile Timur’a
yenildiğinden bu bölge tekrar Candaroğullarına geçmiş; Osmanlı Devletinin
ikinci kurucusu sayılan Çelebi Mehmet döneminde Candaroğlu İsfendiyer Beyin
Oğlu Kasım Bey ile dostluk kurulduğundan, Candaroğulları arazisinden Çankırı,
Kalecik, Tosya ile muhtemelen Kargı, Çelebi Mehmet’in emri ile Kasım Bey’e
terk edilmiştir.(1416-1417). 1430’dan sonra Kasım Bey’in ölümüyle Kargı ve
çevresi Tosya ile birlikte Osmanlı egemenliğine girmiştir.
BÖLGENİN OSMANLI EGEMENLİĞİNE GİRMESİ
Kargı ve
civarının Osmanlı Devletinin egemenliğine ilk defa girişi bir kısım kaynakta
da yer aldığı gibi Yıldırım Beyazıt dönemine rastlamaktadır. Tarih olarak
1392’ dir. Bu dönemde özellikle İç Anadolu ve Karadeniz bölgelerinde
egemenlik kurmaya çalışan Kadı Burhanettin, 1392 tarihinde Amasya, Osmancık
v.s. bu çevrede hakimiyet kurabilmek amacı ile Osmanlı ile yaptığı Kırkdilim
Muharebesinde, Amasya Sancağı Beyi Şehzade Ertuğrul’u yenerek; onun ölümüne
sebebiyet vermiştir. (Temmuz 1392). 1393 tarihine kadar Amasya ve bu bölgelere
egemen olduysa da elde ettiği yerleri bu tarihte tekrar geri vermek zorunda
kalmıştır.
1402
tarihine kadar Kargı, Osmancık, v.s. çevre Osmanlı egemenliğinde kaldıysa da
bu tarihte meydana gelen Ankara Savaşı nedeniyle Osmanlı parçalanınca daha
önceden havaliyi elinde bulunduran Candaroğulları tekrar bu topraklara sahip
olmuştur. Aynı zamanda İsfendiyer Oğulları olarak da bilinen bu beyliğin
hükümdarı Kasım Bey, Osmanlılar ile iyi münasebetler kurmuş; bir nevi yarı
müstakil hükümdar olarak Osmanlıya bağlılığını sürdürmüştür. Kasım Bey’in
döneminde Çankırı, Kalecik ve Tosya dışında Kargı’nın da ona bağlılığını
gösteren en önemli belgelerden biri Tahrir defterleridir. Kasım Bey
Çankırı’da inşa ettirdiği imaretine Kargı Kazasına bağlı Yazı Kilise (Nam-ı
diğer Dereköy) adlı köyü vakfetmiştir. Kasım Bey’in 1430 tarihinden sonra
vefat etmesi üzerine Kargı da bu tarihten itibaren Osmanlı hakimiyetine girmiş
ve tesis edilen Çankırı Sancağının bir kazası olmuştur. Genel olarak
Kastamonu ve çevresinin 1460 tarihinde Fatih Sultan Mehmet döneminde Osmanlı
egemenliğine girdiğini görüyoruz.
1460
tarihinden yaklaşık 16. yy’a kadar yeterli kaynak bulunmamakla birlikte
Kargı’nın kaza olarak devam ettiği görülmekte; 16. yy’da Anadolu Eyaleti’nin
Çankırı Sancağının 10 kazasından bir tanesi olup yevmi 15 akçelik bir kadılık
olduğu kaynaklarda zikredilmektedir.
Daha
sonra Kargı isminin gelişiyle ilgili kısımda da yer aldığı gibi Yavuz Sultan
Selim’in 1514 Çaldıran Seferi dönüşünde Veziriazam Sinan Paşa’nın Kargı’yı
Kaza-i bir selahiyetle nahiye haline getirdiği de bilinmektedir.
Kargı ile
ilgili 16. yy’a ait bir diğer bilgi A. KANKAL’ın eserinde yer almaktadır.
Yazar: “ Birbirine yakınlığı itibariyle gönderilen fermanlarda Tosya ile Kargı
beraber zikredilmiştir. 16. yy’da Kargı ile alakalı Mühime Defterlerinde üç
kayıt mevcuttur. Bunlar 1576 yılında Kargı Kadısı’nın kardeşi ile birlikte
kalpazanlıkta bulunduğuna dair kayıt, eğri, sipah ve Öküz Hayrettin adlı
suhtelerin yörede halka zulumlerde bulunduklarına dair kayıt ve Kargı
Subaşısı’nın da fukaraya zulm ettiğine dair kayıtlar olup bunların
araştırılması ve eğer suçları sabit ise icabının yapılması için merkezden
emirler gönderilmiştir.” demektedir.
Katip
Çelebi ise “Cihannüma” adlı eserinde Kargı merkezini “Etrafı dağlık, ancak
düz bir yerde vaki cümle etrafı bağlarla dolu bir kasaba” olarak
zikretmektedir.
16. yy’
da Kargı kazasına bağlı mühime defterlerinde 44 adet köy ismi geçmektedir.
Bunlardan 4 tanesinin isminde kilise yazılıdır. Bundan Bizans ve önceki
dönemlere ait Kiliselerin izlerinin varlığı anlaşılsa da yaşayan halkın dini
ve etnik kökeninin farklı olduğuna dair bilgi yoktur. Sadece Kargı hudutları
dahilinde hiçbir gayrimüslimin yaşamadığı tamamen Türk ve Müslüman olduğu
kayıtlıdır.
16.yy'da
Kargı'nın köyleri
Bugün
önemli bir kısmı eski ismini muhafaza etmekle birlikte, 16. yy’ da varlığı
görülmesine rağmen günümüzde nerede olduğu bilinmeyen bazı köylerin tam ismi
ve bugünkü durumu aşağıya çıkarılmıştır.
16.
yy’ da ki ismi : Şimdiki
İsmi
:
Afşar Avşar
Ağcakilise Akkise Yaylası’nın kurulduğu
bölge
Akkaya
Akkaya
Argunşeh-Argunca
Bilinmiyor (Kayıtlarda kızılrmak kenarında olduğu kayıtlı)
Arıklar Arık Köyü
Badamca
Bademce
Bağözü
Bağözü
Balluca
Bilinmiyor
Başviran
Bilinmiyor
Bağdili
Bilinmiyor
Çaykışla
Çaykışla
Çeharşenbe Bilinmiyor
Çeşt
Köyü Bilinmiyor
Çevlik
Çevlik
Değirmenözü Karacaoğlan Köyü
Delüler
Deler Köyü
Eğzen
Demirören
Felikkilise Bilinmiyor
Gökdere
Gökçedoğan olabilir
Göl Göl
İnal İnal
Karaboya Karaboya
Karakilise Karakise
Karapürçek Karapürçek
Karı Maksutlu’nun mahallesi olabilir
Kınıközü
Bilinmiyor
Kızılsin
Bilinmiyor
Kurdgazi
Bilinmiyor
Mesutlu Maksutlu
Mora Uzunyurt
Obruk Obruk
Ortaluca
Ortalıca
Ovalıca Ovacıksuyu olabilir
Öküz Oğuz
Pelitcik
Pelitcik
Runkuş-Rumkuş
Yeşilköy
Sinanözü
Sinanözü
Virancık Örencik
Yalmansaray Yalmansaray
Yaycılar Yaylacılar
Yazıkilise Dereköy
Zeytünözü
Zeytin Köy grubu
Yukarıdaki köyler dikkate alındığında 1521 yılında en büyük üç köy şu şekilde
sıralanmaktadır:
Köyün
Adı : Nüfusu :
Arıklar 691
Runkuş-Yeşilköy
586
Pelitcik
421
1579
tarihinde ise;
Köyün
Adı : Nüfusu :
Runkuş-Yeşilköy
1613
Arıklar 1236
Afşar 976
1521
tarihli kaynaklarda Kargı merkezin 381 kişi olduğu, nüfusun çoğunluğunun
köylerde yaşadığı; Kargı ve köylerinin (44 köy) toplam nüfusunun 7325 kişi
olduğu anlaşılmaktadır.
1521 ile
1579 arasındaki 58 yıllık dönemde Kargı’nın nüfusunun bir misli arttığı, A.
KANKAL’ ın adı geçen eserinde vermiş olduğu kaynaklardan anlaşılmaktadır. Buna
göre Kargı şehri 4 mahalleye taksim edilmiştir:
1- Nefs-i
Kargı
2- Cami-i
Kebir
3- İmam
Beğ
4- Hacı
İlyas
Mahalleler içerisinde nüfus bakımından en kalabalık olanının 346 nüfus ile
Hacı İlyas Mahallesi olduğu kaydedilmiştir. Bu dönemde Kargı Merkez Nüfusu %
169’ luk bir nüfus artışı göstererek takriben 1025’ e ulaşmıştır. Köylerde
yaşayan nüfusta ise % 99’ luk bir artış olmuş ve 14648’e ulaşmıştır. 1579
tarihinde en fazla dikkati çeken husus bekar sayısındaki artış olmuştur.
Kargı ile
ilgili 17. ve18. yüzyıllara ait kaynaklar kifayetsizdir. 19. yüzyıla ait Kargı
ile ilgili Kastamonu vilayet salnamelerinde bilgiler bulunmaktadır.1869
tarihli salnamede Kargı‘nın Kastamonu vilayeti Çankırı sancağı Tosya kazasına
bağlı bir kasaba olduğu görülmektedir. Salnamede şu bilgiler yer alır: “Bu
dahi merkez vilayeti cihet-i şarkiyyesinde ve yirmi bir saat mesafede yüksek
bir cebelin eteğinde ve meşhur Kızılırmak kenarında vaki bir küccük kasaba
olup Kargı nahiyyesinin müdir-i merkezi ve oldukça bağ ve bağcesi bulunduğu ve
civar-ı kasabada firdevs-i aşiyan Sultan Murat Han Hazretlerinin haremleri
Mihr Hatun ve kerimeleri sultan hazretleri medfun olduğu gibi kibar-ı
veliyullahtan ve meşayih-i kiramdan Horasani Şeyh Muhiyyiddin-i Hasan (Kabri
Mihrihatun Camisinin bahçesindedir.) ve Şeyh Hacı Yusuf Baba ( Gökçedoğan
Köyündedir) ve Şeyh Aydın Baba nam zatlarının merakıt-ı şerifeleri mevcut
olduğu ifade edilmektedir.”
Horasani
Şeyh Muhiyyiddin-i Hasan’ın mezarı
V.
Murat’ın Eşi Mihrihatun’un mezarı
Hacı
Yusuf Buharalı’nın türbesi
Şandır
Baba Türbesi
Aynı
Salnamede Kargı nahiyesi ve köyleri şu şekilde sıralanmaktadır:
1-
İmambey
2-
Orta Mahalle
3-
Mihrihatun Mahallesi
4-
Dere
5-
Runkuş
6-
Karakise
7-
Hatip
8-
Göl
9-
Örencik
10-
Tekkenişin
11-
Saraycık
12-
Karacaoğlak
13-
Eğzen
14-
Maksudlu
15-
Civelek
16-
Oğuz Karyeleri
1879
tarihli 11. Kastamonu Vilayet Salnamesinde Kargı nahiyesi görevlileri hakkında
bilgiler verilmektedir. Buna göre;
Müdürü:
Nuri Bey
Naip:
Mehmet Hulisi Efendi
Tapu
Katibi: Hacı Mehmet Efendi
Vukuat
Katibi : Mustafa Bey
Tapu ve
Emlak Katibi: Mehmet Fuat Bey
Vukuat
Katibi : İsmail Hakkı Efendi
Orman
Piyade Memuru : Mahmut Bey
Nüfus
Mukayyidi: Halim Efendi
Aynı
salnameye göre Kargı’da bulunan birtakım taşınmazlar ve bunlara ait bilgiler
de şunlardır:
55
dükkan,
1 han,
1 hamam,
33 sıbyan
mektebi talebesi,
1 hangah,
4 cami ve
mescit
Salnameye
göre Kargı’da Cami-i Kebir Medresesi bulunduğu, burada Salih Efendi isimli
müderrisin 6 adet talebe ile eğitim öğretim yaptığı bildirilmektedir .Ayrıca
Kargı nahiyesinde 17 adet kurra ve mahalle bulunduğu, bunların 1205 hane
olduğu; toplam nüfusun ise 5042 olduğu yazılıdır. Kargı’da Rum ve Ermeni gibi
gayri müslim nüfusun bulunmadığı da bilgi olarak yer almaktadır.
Hicri
1292 (M.1876) tarihine kadar Çankırı sancağına bağlı olan Kargı bu tarihten
sonra Tosya Kazasına bağlanmış; 1896 yılında Tosya Kazasından ayrılarak Çorum
sancağının Osmancık Kazasına bağlanmıştır. 1925 yılında tekrar Osmancık’tan
ayrılarak Tosya Kazasına bağlanmıştır.1936 yılında Tosya’dan ayrılarak kaza
olmuş ve Kastamonu iline bağlanmıştır. Boyabat Kazasından 19, Taşköprü
Kazasından 8 köy alınarak köy sayısı 58 yükselmiş; 1957’de Kastamonu’dan
ayrılarak Çorum’a bağlanmıştır. Osmancık Kazasına bağlı olan Hacıhamza Köyü
(1955 yılında nahiye olmuştur) 1956 yılında Kargı’ya 10 köy ile bağlanmak
suretiyle Kargı Kazası 1 nahiye, 57 köy, 3 mahalleden meydana gelmiştir.