Geleneklerimiz .... Göreneklerimiz ...  1

BEBEK GÖRME:
Yeni evli çiftin en büyük emeli çocuk sahibi olmaktır. Çocuk evin mutluluk kaynağıdır.
Düğün olduktan 3-5 ay sonra gözler gelin hanımdadır. Öncelikle kaynana,babaanne, anneanne, komşu kadınlar gelini rahat bırakmazlar.”Yolcu”olup olmadığını sık sık sorarlar. Yoksa ev halkında bir tedirginlik başlar. Süre uzadıkça tedirginlik artar.
Ve bir gün gelin hanım müjdeli haberi verir. Hamiledir artık .Ev halkının geline olan tavır ve davranışları bile değişmiştir.Yüzler güler.Tedirginlikten eser kalmamıştır.Kısa zamanda , akrabalar, konu komşu herkes duyar. En çok rahatlayan gelin hanım olmuştur. Kaynananın, mahallenin kadınlarının manalı bakışlarından kurtulmuştur. Artık gelin hanım el üstünde tutulmaktadır.Tabiri caizse eli sıcak sudan soğuk suya değmez.”Aşerme” döneminde bir dediği iki edilmez. Ne isterse alınır. Eskiden istenilenleri bulmak çok zor olurdu. Mesela zemheride karpuz, ağustosta nar, nereden bulursan bul. Şimdi öyle değil. Dört mevsim aradığını bulmak mümkün.
Bebek görme, Bebeğin doğum günü yaklaştıkça , her iki ailede de heyecan artar. Hummalı bir hazırlık başlar. Bebeğin akla gelen bütün ihtiyaçları karşılanır. Bebek deyince akla gelen beşik, kız tarafınca alınır.Adet böyledir.
Beklenen gün gelmiş, doğum gerçekleşmiştir. Kısa zamanda bütün akrabalara, komşulara duyurulur. Bir bayram havası eser her iki ailede de. Hele bir de çocuk erkekse... değme keyfine. Nedense herkes öncelikle erkek çocuk ister. Oysa kız çocukları biraz daha vefalı oluyor herhalde.
Yakın arkadaşları genç babaya “ne zaman kutlama yapacağız” diye takılırlar. Eskiden bir sandık lokum alınır, hep birlikte yenirdi. Şimdi kutlama şekilleri de değişti.
Bebeğin kırkı çıkana kadar gelin hanım pek evden dışarı çıkmaz. Annesine, komşulara gittiği zamanlarda, bebeğin kundağına bir parça ekmek azık konur. Gittiği yerden dönerken o azık orada bırakılır, aynı şekilde başka bir azık konur. Neden böyle yapıldığını pek bilen yoktur. 40 gün boyunca azık taşıma işi devam eder. Şimdilerde bu adet pek uygulanmıyor. Bebeğin kırkı çıkınca gelin hanım kırklanır.
Artık “bebek görme” gününü belirleme zamanı gelmiştir. Her iki aile birlikte bebek görme gününün yapılacağı günü kararlaştırırlar. Bu gün ilk altı ay içerisinde bir gün olabilir.
Bebek görme günü bütün akrabalara, komşulara duyurulur. O gün yaklaştıkça evlerde yemek hazırlıkları yapılır. Börekler, baklavalar açılır, dolmalar dürülür.
Bebek görme gününe sadece kadınlar iştirak ederler. Herkes hediyesiyle birlikte gelir. Yakın akrabalar altın takarlar, güçlerinin yettiğince.
Yenilir, içilir, takılar takılır. Bebeğin 5-6 yıllık giyecek ihtiyacı karşılanmıştır; ancak unutulmaması gereken bir nokta vardır ki getirilen bütün hediyelerin ödünç olduğudur. Her iki aile de kimden hangi hediyenin geldiğini takip etmek zorundadır. Altın takanlara mutlaka altın takılır. Diğerlerini de getirdiği hediyenin eşdeğerinde başka bir hediye götürülür.
Bebek görme, yalnızca ilk çocuklar için yapılır, kız olsun, erkek olsun. Diğer çocuklara yapılmaz.
 
ANNELER GÜNÜ:
Bütün dünyada mayıs ayının ikinci Pazar günü kutlanılan “Anneler Günü” nden bahsetmiyorum. Bu Kargı’mıza has bir Anneler Günü. Kargı’nın da Anneler Günü mü olurmuş demeyin. Bal gibi oluyor ve yıllardır uygulanıyor. Belki yıllarca da uygulanacak.
Kargı’da her cuma “Anneler Günü” dür. Bütün gelinler cuma günleri annelerini ziyaret ederler. Tabii ki damatlar da kaynanalarını. Erkekler açısından bakıldığında kaynanalar günü de denilebilir.
Cuma sabahı gelin hanım, her sabahkinden biraz daha erken kalkar, ev işlerini çabucak görür, bohçasını hazırlar, çocuğunu giydirir, annesinin evinin yolunu tutar. Çoğu zaman kaynanasından izin almaya bile gerek görmez.Onun en tabi hakkıdır cuma günleri annesine gitmek.
O gün akşama kadar annesiyle birliktedir.Gerekiyorsa annesinin haftalık işlerini görür. Akşama her zamankinden farklı yemekler hazırlanır. Ne de olsa damat gelecektir. Eskiden kaynanasına gelen damatlara “yumurta yemeye mi geldin?” diye takılırlardı. Şimdi yumurtaya pek rağbet yok.
Evin tek damadıysan bu bakım yıllarca sürer. Damatlar çoğaldıkça eskilerin pabucu dama atılır. Her zaman olduğu gibi rağbet yeniyedir.
Bu adet yıllarca devam etmiş inşallah yıllarca da devam eder. Peygamberimiz bir Hadis-i Şeriflerinde “Kadınlarınızın haftada bir gün ailelerini ziyaret etmelerine müsaade ediniz “ buyurmaktadır.
Anneler günü yemek hazırlığı
 
DİŞ ÇÖREĞİ:
Bebek büyüyüp ilk dişi çıkınca, genç anne yakın arkadaşlarını, üç beş komşuyu çaya davet ederek  “diş çöreği” pişireceğini söyler.
Akşamdan hamur mayalanır. Çörekler küçük parçalar halinde tepsiye  dizilir. Bir parçasının içerisine boncuk konulur, boncuğun hangi çörekte olduğunu kimse bilmez. Çay saati gelince çörekler tepsilere konulup misafirlere ikram edilir. Boncuk kimin çöreğinden çıkarsa o kişi bebeğe bir hediye almak zorundadır.
İnsanlar bir araya gelebilmek için ne güzel sebepler buluyorlar.
 
EV GÖRME:
 “Ahirette iman, dünyada mekan”  demişler, atalarımız. Evlenip çoluk çocuğa karışan gençlerimizin en büyük hayali bir ev sahibi olmaktır. Bu da zaman ve para işidir. Kolay yapılmaz.Yeni ev yaptıranlara, eve taşındıkları ilk günler içerisinde “gülü güle oturun” a gidilir. Buna “ev görme” denir. Akrabalar, komşular, uzak yakın tanıdıklar bütçe imkanları nispetinde bir hediye ile “ev görme” ye gelirler. Gelmeden önce haber verilir. Ev sahibi de buna göre hazırlık yapar.Yemek ve çay ikram edilir.Yeni eve taşınanlar, şükrün ifadesi olarak mevlid okutur ve yemek verirler.
 
HATİM:
İlkokul çağındaki kız erkek bütün çocuklar, yaz tatillerinde mahalle camilerinde Kur’an-ı Kerim  ve dini bilgiler öğrenmeye gönderilirler. Kur’an okumayı öğrenip hatim indirenler için evde hatim duası yapılır. Hatim duasına yakın akrabalar ve komşular gelirler. Mevlid okunur. Gelenlere yemek ikram edilir. Duadan sonra çocuk önce hocadan başlamak üzere herkesin elini öper. Çocuğa para ve çeşitli hediyeler verilir. Hocaya da gömlek, havlu türünden bir hediye verilir.
 
AİLE HAYATI:
İlçemizde aileler genellikle iki çocukludur. Hedef, bir erkek bir de kız çocuğudur. Fazlası pek düşünülmez. Devletimizin milyarca lira harcayarak uygulamak istediği doğum kontrolü, ilçemizde yıllardır uygulanmaktadır. Halk arasında çocuk sayısının sınırlandırılmasıyla ilgili bir söylem vardır; “Biri az, ikisi karar, üçü zarar” denilmektedir. İki kız çocuktan sonra erkek çocuk istenmesi ya da iki erkek çocuktan sonra kız çocuk istenmesi nedeniyle üç çocuklu ailelere rastlanmaktadır. Dört veya beş çocuklu aileler varsa mutlaka başka yerlerden  gelip ilçe merkezine yerleşmişlerdir. Bu nedenle nüfus artış hızımız  ülke genelinin çok altındadır.
Aileler genelde çekirdek aile şeklindedir. Yeni evlenen çift hemen yuvadan uçar. Gençler mecbur kalmadıkça baba evinde kalmazlar. Hele bir de çoluk çocuğunu geçindirecek kadar işleri varsa değme keyfine… Son yıllarda yeni evlenenler ayrı bir eve yerleştirilmektedir. Onun için gelinler kaynana kahrını fazla çekmezler. Böyle giderse kaynanalık da tarihe karışacaktır.