Geleneklerimiz .... Göreneklerimiz ...
GELİN HAMAMI:
Cumartesi sabahı gelin hamamına gidilir,
gelinin kınası yıkanır.
GÜYEĞÜ(GÜVEY)
HAMAMI:
Aynı saatlerde erkekler de güvey hamamına
giderler. Hamamdan sonra uygun bir yerde çay ve pideden oluşan kahvaltı
yapılır. Damat eve gelir ve kız evinden gelen damatlıklarını giyer.
Damadın arkadaşlarından en son evlenen,
“damadın hocası” olur. Hoca düğün süresince damadın yanından ayrılmaz, nereye
gitse birlikte giderler, nerede nasıl davranacağını anlatır, damadı yalnız
bırakmaz.
GELİNİN ELİNE KINA YAKILMASI:
Aynı gün ikindiden sonra, kız evinde
toplanılır.Gelinin eline kına yakılır.İlahiler söylenir, takılar takılır. Takı
takılırken kadınlardan biri kimden ne takıldığını, herkesin duyacağı şekilde
söyler.Takılar bilezik, gremse, çeyrek altın ve ev eşyası şeklinde olur. Kimin
ne taktığı mutlaka takip edilir, kayıt altına alınır.Yeri ve zamanı gelince
borçlar ödenir. Şimdilerde takı takma işlemi salonda yapılmaktadır.
GELİN ALMA:
Düğün günü öğle namazından sonra “gelin alma”
ya gidilir.Gelin arabası süslenir.Oğlan evinin önünde toplanan arabalara 1,5-2
m. uzunluğunda basma takılır. Gelin arabasının takısı biraz torpilli olur.
Damadın babası gelin arabasının önüne oturur. Cebinde içine para konulmuş
zarflar vardır. Zarfların içine zamanın en küçük kağıt parası konur. Ailenin
durumuna göre daha fazlası konulabildiği gibi, zarfların bir kısmı da boş
olabilir. Arabaların kornaları çalınarak, gelin arabası önde, konvoy halinde
kız evine gidilir. Herkes arabalardan iner. Kadınlar düğün evine girerler,
erkekler de bahçede beklerler. Bu bekleyiş gelin alıcıya biraz zor gelir; ama
“kız evi naz evi” olduğundan gelinin çıkışı biraz ağırdan alınır. Gelinin
yakınlarından küçük bir çocuğa gelinin kuşağı bağlattırılır. Çocuk “kuşak
ermiyor” diye bağırır.Damattan bahşişini alır ve kuşak bağlanır.Aynı şekilde
bir başka çocuk çeyiz sandığının üzerine oturur.O da bahşişini almayınca
sandığın üzerinden kalkmaz. Nihayet gelin hanım kapıda görünür, damat beyin
kolunda gelin arabasına kadar yürürler. Hoca efendinin duasından sonra
alkışlarla arabaya binerler. Bu arada arabalara birer basma da kız evinden
takılmıştır. Kornalar çalmaya başlar.Büyük bir telaş içerisinde arabalara
binilir.Düğün konvoyu her zaman ki güzergahından geçerek oğlan evine
gelir.Güzergah hiç değişmez.Çarşıdan geçilir, benzinliğin önünden u dönüşü
yapılıp oğlan evine gelinir.Yolda gelin arabasının önü çocuklar tarafından
kesilir.Damadın babası cebindeki zarfları çocuklara dağıtır.Eve gelinir.Gelin,
arabadan iner, hoca dua eder, alkışlarla gelin avluya girer. Bu arada damadın
babası cebindeki bozuk paraları çocukların üzerine atar.Çocuklar daha çok para
kapabilmek için birbirleriyle yarışırlar.Gelin, eve girerken avluda bir kova
suya tekme attırılır.Buğday ölçmek için kullandığımız “hak”ın üzerine
oturtulur. Gelinin başından aşağı bir avuç buğday serpilir.Bir direğin önüne
dikilir ve başı hizasından ağaca çivi çakılır.Eve girince doğruca mutfağa
götürülür, bal ve yağ gibi geçinsinler diye bal ve yağ yedirilir.Gelin yatak
odasına girince , yatağının üzerinde erkek çocuğu yuvarlandırılır.
Gelin eve girerken, gelin alıcı da avluda
kurulan sofralarda, keşkek, pilav, nohut ve helvadan oluşan yemeği
kaşıklamaktadır.Yemekler yenildikten sonra düğün sahibine hayırlı olsun denir,
gidilir.
GÜYEĞÜ KOYMA:
Yatsı namazından sonra hoca efendi ve cemaatla
birlikte tekbirlerle damat eve götürülür.Damadın sırtına kırmızı bir cüppe
örtülür.”Al güyeğü ol” tabirinin kullanılması bundandır.Damadın hocası ve
yakın arkadaşları koluna girerler.Bu arada damadın arkadaşları damadın sırtına
yumruk vurmak için birbirleriyle yarışırlar.Arkasından bir grup genç de damadı
korumaya çalışır. Bu arada sürekli tekbir getirilir. Avlu kapısından içeri
girilir, hoca duayı yapar, damat hocanın ve babasının elini öper, koşarak eve
girer. Damat koşarken arkasından yumurta atılır. Evden bir sini leblebi,
şeker, lokum getirilir.Orada bulunanlara dağıtılır. Hoca efendiye de bir havlu
sarılıp verilir. Kalabalık dağılmaya başladığı sırada damadın arkadaşları
evin kiremitlerine, odanın camına adet yerini bulsun diye taş atarlar.
Darısı bekarların başına.
GELİN GÖSTERME:
Düğün bittikten sonra sıra gelin hanımın eşinin
akrabaları ile tanışmasına gelmiştir. İlk önce ailenin büyüklerinden başlamak
üzere bütün akrabalar ziyaret edilir. Ziyaretler genellikle akşam yapılır ve
yemekli olur. İki, üç sofralık davetli vardır.Yemekten sonra gelin hanım,orada
bulunanların ellerini öper.
Her gidilen eve “dürü” götürülür:Dürü; bir
bohçanın içerisine konulan gömlek, atlet,çorap, top (Kargı Bezi), kağıt içi
yazma v.s. den oluşur. Dürünün azlığı veya çokluğu takılan takıyla doğru
orantılıdır. Aile fertlerinin hemen hepsine yetecek kadar eşya bulunur.
Yakın akrabalara gelin gösterme tamamlandıktan
sonra komşulara, düğünde altın takan tanıdıklara gidilir.Her gidilen yere az
çok mutlaka dürü götürülür.
Gelin gösterme işi düğünden sonra bir yıl
içerisinde tamamlanır. Çeşitli nedenlerle gelin göstermeye gidilemeyenlerin
dürüleri bir şekilde kendilerine ulaştırılır.
EVLİLEME:
Evlileme, damadın gelin hanımın ailesiyle
tanışma merasimidir. Düğünden bir hafta sonra yapılır, olağanüstü durumlarda
tarih öne veya sonraya alınabilir. Oğlan tarafı yakın akrabaları ile birlikte
kız evine akşam yemeğine gider. Kız tarafından da davetliler vardır. Sofralar
kurulur, herkes sofraya oturur. Damat, kayınpederinin vereceği “söyletmelik”i
almadan konuşmaz ve sofraya oturmaz. Söyletmelik; kayınpederin damadına
vereceği saat, radyo v.s. türünden bir hediyedir. Bu köylerde filanca yerdeki
tarla veya ahırdaki dana şeklinde de olabilir.
Damat, söyletmeliğini aldıktan sonra sofraya
oturur ve hep birlikte yemek yenilir.Yemekten sonra damat önce büyüklerden
başlamak üzere orada bulunanların ellerini öper.
KÖY DÜĞÜNLERİ:
Her köyde düğün adetleri farklı farklıdır. Ama
hepsinin bir ortak özelliği vardır. Hemen hemen bütün köy düğünlerinde davul
zurna çalınır. Düğünden birkaç gün önce komşu köylere “okuyuntu”
gönderilir.Düğüne gelen davetliler köyün girişinde davul zurna ile karşılanır.
Davulcu eşliğinde köy meydanına gelirler. Davulcular için yere para atılır.
Davulcularda bunu ağızlarıyla yerden alırlar ve kendilerine has gösterilerini
yaparlar.
Köy düğünlerinde güreş yapılır. Güreşler
karakucak şeklinde olur. Komşu köylerin pehlivanları ile kıran kırana güreşler
olur. Güreşlerde düğün sahibinin belirlediği ödüller verilir. Dünya ve
Olimpiyat şampiyonu Tevfik KIŞ’lar, Nazmi AVLUCA’lar bu meydanlarda
yetişmişler ve daha niceleri de yetişecektir.
Gelin çıkmadan bir gün önce, gece köyün
meydanına ateş yakılır, ateşin etrafında halka olunur ve simsim oynanır.
Simsim oyunu sırasında davul zurna sürekli çalar, oyuncular birer birer çıkıp
ateşin etrafında oynarlar. Oynarken sol el arkada, sağ el havada sallanır,
etraf kolaçan edilir. Bir başka oyuncu nara atarak oyun alanına girer, oynayan
kişinin sırtına yumruk vurmaya çalışır o da kaçarak halkadaki yerini alır.
Oyun bu şekilde devam eder.
Aynı gece “kelle güreşleri” yapılır. Güreşlerin
ödülü bir sığır kellesidir. Onun için kelle güreşi diye adlandırılır. Kelle
güreşleri köyden birinin ortaya çıkıp meydan okumasıyla başlar. Rakip olarak
komşu köylerden bir pehlivan çıkar. Güreş, güreşçilerden biri yenilene kadar
sürer, yenilen pehlivanın yerine onun köyünden bir başka pehlivan çıkar. Bir
kişi üst üste üç kişiyi yenerse kelle güreşlerini kazanır. Kelle güreşleri
küçük boylardan başlar, yüksele yüksele gider. Köyler en iyi pehlivanlarını en
sona saklarlar. Ancak o yörenin baş pehlivanı kelle güreşlerine çıkmaz.
Bilhassa Gökçedoğan (Tekkeşin), Maksutlu, Göl ve Osmancık’ın İnal köyleri
arasındaki rekabet meşhurdur.
Gelin çıktığı gün “güyeğü giydirme” merasimi
yapılır. Köy meydanına bir çul serilir. Güyeğü ve sağdıç yan yana otururlar.
Sağdıç damadın akrabalarından 8-10 yaşlarında bir erkek çocuğudur. İlahilerle
damatlıklar giydirilir. Giyinme işlemi tamamlandıktan sonra takı takma
merasimi başlar. Damadın babasından başlamak üzere bütün davetliler damada
takılarını takarlar. Ağzı laf yapan gür sesli biri ortaya çıkar ve kimin ne
taktığını yüksek sesle ilan eder. Bu arada sağdıca da bahşiş verilir.
Takı takma işleminden sonra tüfek atışları
yapılır. Önceden belirlenen bir yere bir balon asılır. Balonu vuran kişi, ödül
olarak ortaya konan horozu alır.
Gelin alma, güyeğü koyma işleri bilinen şekilde
yapılır. Düğün günü davetlilere yemek verilir. Gelin getirildikten sonra
davetliler , düğün sahibine hayırlı olsun dileklerini sunar ve giderler.