çorum kargı saraçlar
•
Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Parola
Oturumu Aç
Şifremi Hatırlat
Şifremi Hatırlat
|
|
Yeni Üyelik
Yeni Üyelik
Renk Tonu Değiştir
Arka Plan Değiştir
İletişim Formu
Favorilere Ekle
Anasayfam Yap
Dernek Logosu
Dernek Logosu
Basın Bülteni
Basın Bülteni
ANASAYFA
ÇORUM
KARGI
KÖYÜMÜZ
DERNEĞİMİZ
ÜYELERİMİZ
KİREÇ CAMİ
HABER & GÜNDEM
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ETKİNLİKLER
DUYURULAR
ZİYARETÇİ DEFTERİ
YAZARLAR
SOY AĞACI
SOHBET
KÖY VİDEOLARI 1
FUTBOL TURNUVASI
360 SANAL TUR
FORUM
KİM NEREDE ?
İLETİŞİM
MESAJ PANOSU
SİTEMİZE İÇERİK GÖNDERİN
ŞEHİTLERİMİZ
ÖNEMLİ KİŞİLER
ESNAFLARIMIZ
Hoşgeldiniz...
Hoşgeldiniz...
ULUSAL HABERLER
ULUSAL HABERLER
Otomatik Çal
Eklenti Kur
Radyo
Radyo
Etkinlik
Etkinlik
Kayıt Formu
Kayıt Formu
Etkinliklere kaydolmak için tıklayınız
Ulaşım
Ulaşım
Krokisi
Krokisi
Sohbet
Sohbet
Bölümü
Bölümü
Dolu dolu ve hoşça vakit geçirmek için
Davet
Davet
Bölümü
Bölümü
Tanıdıklarınızı çağırın sitemizi canlandırın
İletişim
İletişim
Formu
Formu
info@sarder.com.tr
Yeni Doğanlar :
ŞEBNEM YILMAZ
HAKAN ZELVİ
Vefat Edenler :
Arda ÇETLİ
ÖZNUR ÇELTEK
ELMAS ÖZCAN
Satı Gülsüm SUCU
SATILMIŞ AKGÜN
Askerde Olanlar :
ÜMİT YIĞINLI
Hasta Olanlar :
Düğünü Olacaklar :
KEZBAN YAĞCI
Ölüm Yıldönümü Olanlar :
Doğum Günü Olanlar :
ŞEREF AKYOL
Tüm Bildirimler »
Çeşitli Bilgiler
Çeşitli Bilgiler
Şuan Online Üyeler :
0
Online Ziyaretçi Sayısı :
0
Bugün Ziyaret Sayısı :
5
Toplam Ziyaret Sayısı :
123688
Toplam Üye Sayısı :
265
Toplam Entegre Kişi Sayısı :
268
(Üyeler ve Panelden Eklenenler)
Son 5 üye :
ŞEREF AKYOL
YUSUF ÖZÇELİK
ÖNDER AKYOL
YILMAZ ÇELİK
GÖKHAN ÇELİK
Görsel grafik için tıklayınız
İstatistikler
İstatistikler
Tarayıcınız satır içi çerçeveleri desteklemiyor veya şu anda satır içi çerçeveleri göstermek için yapılandırılmamış.
E-Devlet
E-Devlet
HERGÜNE BİR DUA
HERGÜNE BİR DUA
Tarayıcınız satır içi çerçeveleri desteklemiyor veya şu anda satır içi çerçeveleri göstermek için yapılandırılmamış.
Deneme
Sponsorları Görmek için Tıklayınız
Reklamlar
Reklamlar
Memurlar
Memurlar
Ana Sayfa
»
Kargı
»
Tarihi Eserleri
Ana Sayfa
26 Mart 2009, Perşembe
Kargıdaki Tarihi Eserler ...
1- KARGI MERKEZ?DEKİ TARİHİ KALINTI VE ESERLER
Bu konuda Kastamonu Müzesi Müdürü Ahmet Gökoğlu, ?Paflagonya? isimli eserinde şu bilgilere yer vermektedir.
ROMA VE BİZANS DÖNEMİ ESERLERİ
a) Ambar Kaya Mezarı:
Kargı?nın 1 saat doğusunda Kızılırmak kenarındaki Köprübaşı Köyü?nde bulunmaktadır. Mezar ırmağın kenarındaki küçük bir kayaya oyulmuştur. Irmak, mezarı ihtiva eden kayayı üç taraftan çevirdiği için mezara çıkmak kolay değildir. Mezarın üç sütunlu bir giriş yeri vardır; duvarları ve tavanı tamamen düzdür. Yuvarlak birer silmeden ibaret olan sütun kaideleri 4,30m dir. Bir bilezik ile kaide silmesiyle bitişen sütunlar, yukarıya doğru bir nispet dairesinde incelerek dört köşe yastık ile başlık tablasına birleşmektedir. Başlıklar zar biçiminde görünüyorsa da dikkat edildiği zaman yukarıya çıktıkça başlıkların hafifçe kalınlaştığı hissedilmektedir.Giriş yerinde dikdörtgen biçimindeki bir kapıdan geçilerek mezar odasına varılmaktadır. Diğer Paflagonya kaya mezarlarında olduğu gibi bu oda da giriş yeri boşluğunu tamamıyla doldurmamakta; ancak 2.55 m?lik yerini işgal etmektedir. Duvarları düz, tavanı beşik örtüsü şeklindedir. Arka tarafında bir ölü sediri bulunmaktadır.Bu mezarda alınlık yoktur. Sütun başlıklarının üstüne gelecek yerde baş taban taklidi 0,4cm?dir. 020cm yükseklikte birbirine paralel bir çift silme vardır ki bu silmeler köşelerde dönerek giriş yerinin yanlarında kaideye kadar inmektedir. Yalnız kaideye yaklaşacak şekilde paralel durum bozularak silmeler birbirinden uzaklaşmaktadır. İşte ağaç mimari takliden baş taban yerini tutacak olan silmelerin üstüne ve alınlık yerine iki tane aslan kabartması yapılmakla beraber bir de insan gövdesi oyulmuştur. Bu guruptaki aslanlar bir alınlığın içine birbirine bakar durumda oyulmuş oldukları hissini veriyorlarsa da yerinde yapılan etütlerde alınlık olmadığı görülmüştür. Bakana göre soldaki aslanın sağ ön ayağı ilerde sol ön ayağı geridedir. Aslında aynı aslanın sol ayağı ileride sağ ayağı ise geridedir. Bu suretle aslanda durgunluk değil; hareket ifadesi vardır. Kuyruk ucu kıvrıktır. Aslan çok hafif kabartma şeklinde yapıldığı için bugün güç görülebilmektedir. Bakana göre sol taraftaki aslan bilinemeyecek derecede silinmiştir. Aslında hafif kabarma olan bu şeklin ancak sol ön ayağı ile sol arka ayağı ve bir de başı ve kuyruğu hafif görülebilmektedir. Aslanlar buraya gelişi güzel konulmuş değildir. Tamamen insan oymasının yapısına uydurulmuşlardır. Başka bir deyimle insan oyması, aslanların tabiatına uydurulmuştur. Gerçekten aslanların alınlarındaki geriye kaçıklık ortadaki insan oyması yüz ve başının iki taraflarını, başların üstünden geçirilen hat bu oymanın tepesini burunları arasındaki darlık çene ve boynunu, boyunlarının altı ile ayakları ucunda kalan inhina gövdesini, ayakları uçları arasındaki kısım da belini teşkil etmektedir.Ortadaki insan oyması tamamen semboliktir. Bu mezarın M.Ö 7.yüzyıl ortalarında Paflogonyalılar tarafından yapıldığı kabul olunabilir.
b) Gavur Ambarı
Bu kaya mezarı Kargı?nın Göl Köyü Başpınar Mahallesi?nin doğusunda küçük bir kayaya oyulmuştur. Mezar odasına 45 cm eni 50 cm boyu olan bir kapıdan girilmektedir. Odanın boyu 1.70 cm, eni 1.60 cm, yüksekliği 110cm? dir. Yan taraflarında birer ölü sediri vardır. Bu sedirlerin boyları 1.70 cm, enleri 50 cm, yükseklikleri ise 40 cm?dir. Odada işçilik iyi tavanı tolozludur. Mezar bir roma eseridir.
c) Kargı?nın Kilise Mevkii?nde Kaya Mezarı
Bu mezar Kargı?nın 500m güneyinde Mihrihatun Mahallesi?nde bir evin bahçesinde bulunmaktadır. Odanın tavanı düz, kapısı kemerlidir. Yanlarında ve ortalarında olmak üzere üç tane ölü sediri vardır. Sedirler yerden 80 cm yukarıya yapılmıştır.
d) Mora Dağları Kaya Mezarları
Kargı?nın kuzeyindeki Mora dağları eteklerinde kaya mezarları görülmektedir. Bunlar basit birer oyuktan ibaret olup Bizans Devri?ne aittir.
e) Kargı Pelitözü Kiliseleri
Bu kilise harabesi Kargı Pelitözü Köyü Fındıklık Bölgesi?nde bulunmaktadır. Binanın haç şeklinde bir planı vardır. Kapıdan yüksek tolozlu bir yolla içeriye girilmektedir. Haç şeklindeki binanın genişliği 8 metredir.
Fındıklık mevkiinin karşı tarafında ve Pelitözü Köyü içinde bir evin bahçesinde de kilise kalıntılarına rastlanmakta ise de bu yapıların önemli kısımları kaybolmuş durumdadır.Bu yapıların mezar olma ihtimali varsa da bunların birer köy kilisesi olduğu daha kuvvetli bir ihtimaldir.
f) Kara Kilise :
Bugünkü Karakise Köyü?nün yamacına kurulduğu Karakise Kayası?nın güney yamacında bulunmaktadır. 50 yıl önce iyi bir durumda iken tahribattan dolayı bugün sadece istinat duvarları vardır.
OSMANLI DÖNEMİ ESERLERİ
1- Kargı Camileri:
Kargı camileri hep Osmanlı eseridir. Bunlar Mihrihatun, Küçük cami ve Çakır?ın Camisi?dir.
a) Mihrihatun Cami :
IV.Murat?ın eşi Mihrihatun?un Kargı?da kaldığı dönemde kendi adına yaptırmış olduğu eserdir. Bu eser, 1943 depreminde yıkılmış; yerine aynı temeller üzerine deprem şartlarında ahşap cami yapılmıştır. 1985 yılında ise bu cami de yıkılarak ?Mihrihatun? adını devam ettiren bugünkü cami yapılmıştır. Osmanlı mimarisine ait camiden elimizde sadece şu kitabe kalmıştır:
1) Han (////) Hazret-i Abdülhamit
Padişah-ı Berri Bahri (////) iktibas
2) Bendesi Osman Feyzi Bey Müdam
Mazhar-ı Feyz u atası bi kıyas
3) Muktedir Kaimmekam-i pür kerem
Fahreder namile Osmancık?ta halk
4)Mihrihatun Camiin tecdid edüp
Eyledi eşraf-ı Kargı iltimas
5)Söyledi Tarihini Naip hesap
Hicret ü Rumiyle tamam ül-enfas
6) Ey Musalli kıl dua Feyzi Beye
Habbeza o mabedi kudsiyyünnas (1321-1323)
b) Çakırın Camii
1564 yılında İmam Bin Ali isimli bir hayır sahibi tarafından yaptırılan bu caminin duvarları moloz taşından harçla yapılmıştır. Çatısı ahşap, üzeri kiremitli, taban döşemesi tahta, minber ve mihrabı basittir.
c) Küçük Cami
Bu cami moloz taşından harçla yapılmıştır. Çatısı ahşap, üzeri kiremitlidir. Döşeme, tavanı tahta, minber ve mihrabı basittir. Kapısının üzerinde şu kitabe vardır.
1) Olmuştu Çar köşe münhedim, bu cami-i şerifin sakaf-ı sütuhu
2) Kalmıştı bani-i saninin asar-ı hayrına badi zahirde bir namı
3) Erişti aynullah üç yüz on salinde kaynattı kulub-ı hamiyyet mendanı
4) Toplandı kasaba kuradan hayli iane kargir bina ancak oldu kafi
5) İskele altında kargir inşa beş sene başlı kaldı natamamı
6) Nahiye ve Derseatten olundu sevk-i himmet yapıldı bilutf-i yezdani
7) Nazırı müdir efendi komisyonlar katibi kabzı iane bulsunlar rahmeti rahmanı
8) Nakdi bedeni ferşi iane eyleyen ihvanın olan
ahirlerin gufran i samedani (1216)
2. Kargı Merkezi Dışında Yer Alan Tarihi Eserler
Bunların dışında Ahmet Kangal?ın ?16. Yüzyılda İdari, İktisadi Ve Sosyal Açıdan Kargı Kazası? isimli eserinde bahsi geçen, bugün mevcut olmayan ve aşağıda yer alan köylerde tarihi yapıların var olduğu bilinmektedir.
Bunlar:
1: Karakise Köyü Mescidi:
1530 yılından önce inşa edilmiştir. Mora Köyü?nde bulunan 3 çiftlik yer ile bir değirmen gelirinin yarısı mescidin vakfıdır.
2: Mora Köyü Mescidi :
Bu mescit de 1530 yılından önce inşa edilmiştir. Tusi adlı bir hayır sahibi Mora Köyünde bulunan 33 mudluk yerini mescidin imametine vakfetmiştir.
3: Argunşeh Köyü Mescidi:
Bu mescit de 1530 yılından önce inşa edilmiştir. Mehmet Bey isimli hayır sahibi, çiftlik yerini mescide vakfetmiştir.
4: Şeyh Kocalı- Kodalı Zaviyesi :
Kargı?ya bağlı Mora Köyü?nde bulunan bu zaviyeyi Şeyh Kocalı kurmuştur. Aynı köyde bulunan iki çiftlik yer, zaviyenin vakfıdır.
5: Şeyh Hacı Zaviyesi:
Kargı?ya bağlı Başviran Köyü?nde bulunan bu zaviyeye aynı köyde bulunan bir çiftlik yer ile bir değirmen vakfedilmiştir.
6: Şeyh Aydın Zaviyesi :
Bu zaviye muhtemelen Kargı?ya bağlı Pelitözü Köyü?nde bulunmaktadır. ? Candaroğlu Kasım Bey?den mukarrernamesi varmış? kaydına bakılarak bu zaviyenin 1450 yıllarında faaliyette olduğu anlaşılmaktadır. Aynı köyde bulunan 10 mutluk yer ile bir değirmen zaviyenin vakfıdır.
7: Mehmet Beg ve İsmail Beg Türbesi :
O tarihlerde Kargı?ya bağlı İnal Köyü?nde bulunan bu türbeye aynı köyde bulunan bir çiftlik yer vakfedilmiştir.
8: Kızılırmak ? Kızılcaırmak Köprüsü :
Muhtemelen bugün ismi mevcut olmayan, Kargı?ya bağlı Argunşeyh Köyü?nde bulunmaktadır.
9: Örencik Köyü Camii:
Hicri 1323 tarihinde Alizade Mustafa Efendi Oğlu tarafından ?Dimitri? isimli bir mimara yaptırılmıştır. Caminin kitabesi giriş kapısı üzerinde mevcut olup minaresi 1943 depreminde yıkıldığı için o tarihte minare yeniden yapılmış; cami tamirat görmüştür.
HACIHAMZA BELDESİ?NDE YER ALAN ESERLER
İlçemizin tek beldesi konumunda olan Hacıhamza?da yerleşim M.Ö.?ki devirleri kapsamaktadır. Bu dönemlere ait mezar kalıntılarına beldenin kuzeyinde bulunan su deposu ve Ulubağ mevkilerinde rastlanmaktadır.Hacıhamza?da tarihi yapıların geneli Osmanlı dönemine aittir. Kasabanın kuruluşu ile ilgili Osmanlı kaynaklarında şu bilgilere rastlanmaktadır. 21 Ekim 1567, 17 Haziran 1571, 25 Temmuz 1568 tarihli arşiv vesikalarında11 ?Hacıhamza nam Karye?, ?Hacıhamza nam mevzii?, ?Hacıhamza nam Derbend? olarak adlandırılmaktadır. Burada kullanılan mevzii, derbend gibi kelimelerden beldenin önemli bir geçiş noktası olduğu anlaşılmaktadır. Bu özelliği nedeniyle de II. Bâyezid zamanında, Hadım Sinan Paşa tarafından Kervansaray olarak aşağıdaki eserler inşa edilmiştir.
a. Sinan Paşa Camii:
Kervansaray?a ait en önemli yapıdır. Hicri 912 (M. 1506/1507) yılında yapılmıştır. 1943 tarihine kadar çeşitli tamiratlar gördüğü kaynaklardan anlaşılmaktadır. Ne yazık ki bu tarihte meydana gelen Tosya-Ladik depreminde caminin kubbelerinde hasar meydana geldiğinden Sinan Paşa Camii Minaresi (Hacıhamza Beldesi)
cami yıktırılmıştır. Yapı tarzı olarak Oğuz Köyü Camii?ne benzediği kaynaklarda belirtilmektedir.12 (Bak. Oğuz Köyü Camii). Kitabesinde şu bilgiler yer almaktadır:
Şah Sultan Bayezid zamanında,
Cennet gibi bina kılındı yeryüzünde.
Devletli Sinan Paşa?nın himmetiyle,
Kılıncıyla, İslamı din düşmanından kurtararak
Belde-yi Hacı Hamza olundu imar
Halkı emin kıldı eşkıya derdinden
Receb de hane-i hayır oldu ümmete
Hayrul mübiyne denk geldi tarihiyle
Hicri 912 (Miladi 1506/1507)
b. Sinan Paşa Hanı:
Kervansaray?ın ikinci önemli parçasıdır. Sinan Paşa Camii?nin hemen güneyinde yer almaktadır. Doğudan batıya doğru uzanır. Yan duvarları moloz taşı, kubbe kısmı ise yassı tuğlalardan örülmüştür. 1943 depreminde ön tarafı ile batı yönünün tavanında açılmalar olduysa da han yıkılmamış; ancak 07.01.2002 tarihinde yoğun kar yağışından da etkilenerek hanın tavan kısmı ile kuzey duvarı tamamen çökmüş, sadece batı duvarı ile güney duvarı ayakta kalabilmiştir.
c. Sinan Paşa Hamamı:
Sinan Paşa eserlerinin ayakta kalabilen nadir yapılarından biridir. Tipik Osmanlı hamamlarından biri olan eserin büyüklüğüne bakıldığında ortalama 20 kişinin aynı anda temizlenebileceği boyutlara sahiptir. Hamam ikili terleme odası, 1 elbise değişim odası, ara oda ve kazan dairesi ile odunluktan ibarettir. Giriş odası olarak da nitelendirilen elbise değişim odasının 1943 depreminde çatı kısmında hasar meydana geldiğinden bu bölüm tamirat görmüştür. Diğer kısımlar tamamıyla orijinaldir. Bir de hamamın dış kısmı ile kubbenin dış kısımları yağmur çekmesi nedeniyle sıvanmıştır.
d. Sibyan Mektebi (Taş Mekteb):
Bu konularla ilgili çalışma yapan Metin Sözen, ?Hacıhamza?daki Türk Eserleri? adlı çalışmasında bu yapının Taş Mekteb olduğunu ifade etmekte ve planını vermektedir. Sinan Paşa Camii?nin kuzeybatısında yer alan bu eser, orijinal halini korumaktadır.13
e. Aşevi
1506/1507 yıllarına ait bu eser, Sinan Paşa Camii?nin batısında yer alır. Sinan Paşa Hanı ile Taş Mekteb arasındaki duvarlarda aşevine ait ocaklar halen bulunmaktadır. Aşevi için gerekli olan kiler odası, fırın vs. yapılar Han?ın kuzeye bakan yan duvarında bulunmaktaydı. Han?ın yıkılışıyla birlikte bu izler de kaybolmuştur.
f. Bayrampaşa Hanı
Hacıhamza?da ?Eski Çarşı? denilen mevkiide bulunmaktadır. IV. Murat?ın sadrazamlarından Damat Bayram Paşa tarafından 1637-1638 yılları arasında inşa ettirildiğine dair bilgiler mevcuttur. Hacıhamza Kalesi?nin yapılmasına dair 1731 tarihli kayıtlardan Tokat Voyvadası Ahmet?in İstanbul?a gönderildiği; Hacıhamza ile ilgili bilgilerde yerleşim alanında bulunan Bayram Paşa Hanı?nın tamire ihtiyaç duyduğu ifade edilmektedir.A. Gökoğlu da eserinde kesin olmamakla birlikte Mahmut Paşa vakfından olduğunu rivayet ettiği bu yapının eni ve boyunun 60 metre, dört duvar içine alındığını; ortasında büyük bir meydanın olduğunu yaklaşık dört büyük salon ile 20 ocağının bulunduğundan söz etmektedir. Günümüzde sadece kuzey duvarı ayakta kalabilmiştir. Diğer üç duvar ev inşaatları nedeniyle yıkılmıştır.Kalenin özelliklerine bakıldığında kuzey ve güney duvarlarının uzunluğu 200 m iken doğu ve batı duvarlarının uzunluğu 150 ile 175 metre arasında değişmektedir. Surların genişliği yaklaşık 2 metre, yüksekliği ise 4 metreyi bulmaktadır. Birisi doğuya diğeri kuzeye bakan iki kapısı vardır. Doğu kapısı oldukça büyük olup, demir çivilerle kaplıdır. 1965? li yıllarda büyük kapı yıkılmıştır. Küçük giriş kapısı ise halen ayakta durmaktadır. Sadece kapıların bulunduğu bölgeler kesme taştan, diğer surlar ise moloz taştan inşa edilmiştir.Hacıhamza? da bu eserlerin yanı sıra , giriş ve çıkışlarında biri Kızılırmak üzerinde olmak üzere tarihi köprü ayakları bulunmakta ise de bu köprünün önemli yerleri yıkılmış olduğundan tarihi özelliklerini yitirmek üzeredir. Yapım tarihlerine ilişkin bilgi bulunmamaktadır.
OĞUZ KÖYÜNDE YER ALAN ESERLER
a) Oğuz Köyü Camii
Kargı Merkezi?nin dışında yer alan tarihi yapılardan bir diğeri de Oğuz Köyünde bulunan, aynı adla anılan camidir. Yapım tarihi konusunda net bilgi olmamakla birlikte bu bölgede araştırmalarıyla ün yapmış olan Metin SÖZEN eserinde caminin 16. yy?ın ilk çeyreğinde yapılmış olabileceğini ifade etmektedir.
Oğuz Köyü Camii?ne dair bir başka araştırmayı da Dr Ömer İskender Tuluk yapmıştır. Araştırma eserinde caminin yapım tarihi konusunda Metin SÖZEN?le hem fikirdir. Yani 16. yy?ın ilk çeyreğine isabet etmektedir. Metin SÖZEN, Kargı Oğuz Köyü Camii?nin Hacıhamza da yer alan 1506/1507 tarihli Sinan Paşa Camii ile benzer özellik arz ettiğini; yapım tarihi ve planlarının benzeştiğini ifade etmektedir.
Dr. Ömer İskender TULUK, camii hakkında Osmanlı dini mimarisinin köşe taşlarından biri sayılabilecek bir plana sahip olduğunu ifade etmektedir. Yapının birçok kez onarım geçirdiğini dış mekanda orijinal olan taş, tuğla almaşık duvar örgüsünün yer yer yok olduğunu; iç mekanda ise özensiz yapılan restorasyonlarla artık orijinal formunu kaybolduğunun anlaşıldığını söylemektedir. Ayrıca köyün inşa edilen camiden önce de önemli bir yerleşim alanı olabileceğine işaret etmektedir.
TÜRBELER VE EFSANELER
MİHRİ HATUN TÜRBESİ:
IV. Murat, Bağdat Seferi?ne giderken eşi Mihri Hatun hastalanmış ve Kargı?da kalmış. Mihri Hatun altın ayakkabısından bir tanesini satarak Kargı?da Mihri Hatun camisini, Erkekler Hamamını ve çayırdaki değirmeni yaptırmış, buralara kendi ismini vermiştir. Vefat eden Mihri Hatun, Kargılılar tarafından kendi isteği üzerine Namaz Tepesi?nde yaptırdığı türbeye defnedilmiştir. IV. Murat geldiğinde Mihri Hatun?un vefat ettiğini öğrenmiştir.Günümüzde Mihrihatun Türbesi ve kabristanlık iç içedir. Bu kabristanlığa girildiği zaman kabirler üzerinde sarı, kırmızı, mavi ve eflatun renkte çiçekler dikkati çeker. Arife günlerinde kabristanlığa gidenler Mihrihatun Türbesi?ni de ziyaret ederler.
KADRİYE HATUN TÜRBESİ:
Çetmi yaylası yakınlarındadır. Buhara?dan gelen 7 evliya Çetmi yaylası yakınlarında konaklamışlar. Her gün zikir ve ibadetlerine devam etmişler. Onlar ibadet ederken çevrede bulunan çam ağaçları da secde yaparlarmış. Bunu orada yaşayan ?Kadriye Hatun? diye anılan bir kadın görmüş. Köye gelip gördüklerini anlatmış, fakat köylüler ona inanmamışlar, hatta deli olduğunu iddia etmişler. Yalnız bu duruma ondan başka hiç kimse tanık olmuyormuş. Yine bir gün bu insanlar ibadet ederken Kadriye Hatun secde yapan çamlardan birine başındaki çarını çıkartıp takmış. Daha sonra oraya kocasını getirerek çam ağacını göstermiş. Eşinin başındaki çarı, onun asla çıkamayacağı yükseklikteki bir ağacın tepesinde gören adam ona inanmış. Kadriye Hatun?un mezarı öldükten sonra oraya yapılmış, türbesi yukarıda anlatılanların yazılı olduğu bir yazıtla orada bulunmaktadır.
BUHARALI HACI YUSUF EFENDİ TÜRBESİ:
Halk arasında anlatılan rivayete göre şimdiki adı Gökçedoğan olan Tekkeşin Köyü?ne Buhara?dan geldikleri söylenen üç evliya, İslami bilgi ve görgü kurallarını öğretmek amacıyla yerleşmişler. Köyün merkezi yerine bir tekke yaptırmışlar. Bu tekkede halkı toplayarak sohbet ve ibadet ediyorlarmış. Gün geçtikçe tekkeye gidip gelen çoğalıyormuş, bu gelenler birbirlerine tekke şen diyorlarmış. Böylece köyün ismi de Tekkeşin olarak kalmış. Bu üç evliyadan Hacı Yusuf Efendi?nin mezarı Tekkeşin Köyü Kur?an Kursu ve Okul Talebelerine Yardım Derneği?nin bahçesinde bulunmaktadır. Mezarlardan biri köyün mezarlığında, biri de Tekkeşin yaylasındadır.
ŞIH HASAN BABA:
Asıl adı Horasani Şeyh Muhuyyiddin-i Hasan? dır. Halk arasında Şıh Hasan Baba adıyla anılmaktadır. Horasan erenlerindendir. Hayatı hakkında hiçbir bilgi yoktur. Mihrihatun Camii önünde meftundur.
ŞANDIR BABA:
Mezarı ilçenin güneyinde Kızılırmak?ın karşı kıyısında Avşar Dağı?ndadır. Mezarın etrafı duvarla çevrilidir. Mezarı 5m. boyundadır. Çeltik arazisinin ortasında kuzey güney istikametinde ?Şandır Yolu? diye anılan bir yol mevcuttur. Hayatı hakkında fazla bilgi yoktur.
BUNSUZ DEDE:
Mezarı Kargı yaylasının güneyindeki tepededir, 4-5 m. uzunluğundadır. Mezarın bulunduğu tepede ?Bunsuz Çiçeği? diye anılan bir çiçek vardır.Halk arasında Osmancık?ta bulunan Koyun Baba?nın, Şandır Baba ve Bunsuz Dede ile kardeş olduğu rivayet edilmektedir. Bu üç kardeş öldükten sonra gömülecekleri yeri belirlemek üzere Kargı Dağı?nın tepesinden taş atmaya karar vermişler. Önce Koyun Baba taşı atmış. Koyun Baba?nın attığı taş Osmancık?a, Şandır Baba?nın attığı taş Avşar Dağı?nın eteklerine düşmüş. İkisi taşların düştüğü yere gömülmüşler, Bunsuz Dede Kargı Dağı?nın tepesinde kalmış.Başka bir rivayete göre de, altı kardeş oldukları, diğer kardeşlerin mezarlarının Kargı?nın çeşitli yerlerinde olduğu söylenmektedir.
MAKSUT DEDE:
Türbesi Maksutlu Köyü mezarlığında bulunmaktadır. Hakkında fazla bir bilgi bulunamamıştır. Yanında da kızının mezarı bulunmaktadır.
KARGI EFSANELERİ
DİPSİZ KUYU EFSANESİ:
Kargı ve civarlarında eskiden yeni gelinler, başlarına ?kırmızı pullu? örterlermiş. Zamanında yeni gelinlerden bir tanesi akşama kadar kayınpederi ile çift sürmüş, akşam olunca kayınpederi onu öküzler ile önceden eve göndermiş. Öküzler yol üzerinde Dipsiz Kuyu olarak bilinen yerden su içmek istemiş, gelin de onlarla suya girmiş. Ancak bir süre sonra öküzler suyun dibine doğru batmaya başlamış. Onları kurtarmak isterken Dipsiz Kuyunun suyu al pullu gelini de içine çekmiş. Eve gelince gelinini bulamayan kayınpeder ve tüm aile sabaha kadar gelini aramışlar. Sabah olduğunda Dipsiz Kuyu?nun içinde al pulluyu görmüşler. Gelini bulabilmek için uzun sırıkları birbirine bağlayıp(efsaneye göre yüz tane sırık) kuyunun dibine ulaşmaya çalışmışlar ama ulaşamamışlar. O olaydan sonra oranın adı Dipsiz Kuyu olarak kalmış. Gelinin boğulduğu yerden su halen çıkar. Rivayete göre, Dipsiz Kuyu?nun suyu çift sürme zamanında kırmızı renge dönermiş. Dipsiz Kuyu Göveren Bayırı?nın bitimindedir.
KANLI TAŞ:
Tarlaya çalışmaya giden bir kadın, ilerden gelen düşman askerlerini görünce kendisine bir kötülük yapacaklarını zannedip korkmuş. O an yanında durduğu taşa dönüp, ?Allah?ım taş yarılsın da içine gireyim, beni görmesinler!? diye dua etmiş. Bunun üzerine taş ortadan yarılmış ve kadın içine saklanmış. Ancak saçlarından bir tutam dışarıda kalmış. Bunu gören düşman askerleri taşa rastgele kılıçlarını saplamışlar. Taşın içinden kanlar akmış. Rivayete göre Kanlı Taş?ın gelinin kanıyla durduğu ve zaman zaman taşın kan ağladığı söylenilmektedir.
Sel sularının altında kaldığı tahmin edilen Kanlı Taş?ın, yeni sanayi sitesinin yakınlarında olduğu sanılmaktadır.
ASKERİN MEZARI:
1934 yılında İnegöllü Recep, Cihadiye Köyü Karakolu?nda askerliğini yapmak için gelmiştir. Bir gün komutanlarından görev yaptıkları yörede orman kaçakçılarının bulunduğunu, onları yakalayana kırk gün izin verileceğini öğrenir. O gün Recep ve üç arkadaşı silahlanıp kaçakçıları aramak için yola çıkarlar. Recep şüphelendirmeden kaçakçılara yaklaşabilmek için asker elbisesini çıkarıp, sivil giyinir. Kaçakçıların yerini öğrenince oraya işaret koyarak, karakola geri döner. Üç asker kaçakçıları yakalayıp Boyabat?a götürmek için tekrar yola çıkarlar. Kaçakçılar suçlarını kabul etmezler; bunun üzerine askerler Delik Gürgen?in yanında bekleyen Recep?in yanına varırlar ve durumu anlatırlar. Recep, arkadaşlarına kaçakçıları mutlaka getirmelerini söyler ve gönderir. Uzun süre bekler arkadaşlarının gelmediğini görünce kalkıp kendisi de kaçakçıların yanına varır. Kaçakçıları gitmeye zorlamak için arkadaşlarından silahlarını doldurup doğrultmalarını ister. Askerlerden birisi silahını kaçakçıya doğrultur, kaçakçı müdahale etmek isteyince tüfek patlar. Tüfeğin karşısında olan Recep, yere yığılır; mermi yanağından girerek kafasını parçalar. O yıllarda ulaşım zor olduğundan olayı duyan köylüler, Recep?i öldüğü yere defnederler. Bundan sonra mezarın bulunduğu o bölge ?Askerin Mezarı? olarak anılmaya başlanmıştır.
YORUM GÖNDER
YORUM GÖNDER
Adınız Soyadınız
:
Mesajınız
:
Not :
Lütfen küçük harf kullanınız. Maksimum 500 karakter
Önemli Not :
Gönderilen mesajlar sistem tarafından kayıt altına alınmakta olup site yöneticileri tarafından görülmektedir. Lütfen bu hususa dikkat edelim ve başkalarını rahatsız edici mesajlar göndermeyelim.
Sayfa Üretim süresi :0,0273
Tam Ekran
http://www.sarder.com.tr/icerik/kargi/tarihi-eserleri/62/616058460/html
Download Silverlight Plug-in