 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Ziyaretçi sayımız
Teşekkürler...
|
|
|
|
|
Tarihi ve turistik Yerler |
|
Alacahöyük
Örenyeri
Alacahöyük, Çorum'un 45 km. güneyinde, Alaca İlçesi'nin 17 km.
kuzeybatısında yer almakta olup, Boğazköy'e 34, Ankara'ya ise 210 km.
uzaklıktaki Alacahöyük Köyü yerleşim alanı içerisindedir.
Höyük,
bilim alemine ilk kez 1835 yılında W.C. Hamilton tarafından tanıtılmış
olup, bu yıllardan itibaren höyük Orta Anadolu'yu ziyaret eden bilginlerin
uğrak yeri olmuştur. 1861 yılında ise G. Perrot Anadolu gezisi sırasında
höyüğe gelmiş ve kapının sağ ve solundaki dört köşe kulenin planı ile
orthostatlardan birini açığa çıkarmışır. Perrot bu çalışmadan sonra bu
kabartmaların hitit dönemine ait olduğunu da ilk olarak ileri süren kişi
olmuştur.
Başa Dön
Hattuşaş
örenyeri ilk kez 1834 yılında
Charles Texier tarafından gezilmiş ve dünyaya tanıtılmıştır. Bu kalıntılarla
Hitit devleti arasında ilk kez bir bağ kuran kişi Sayce'tır. Bu zamana kadar
Hitit'lerin merkezinin Suriye olduğu sanılmaktaydı. 1882'de Carl Human, Otto
Puchstein ile Boğazköy'e birlikte gelmiş ve ilk kez toplu bir plan çalışması
yapmıştır. Halen Pergamon Müzesinde bulunan Yazılıkaya'nın kalıplarını da
çıkarmışlardır. E. Chantre ilk test kazısını 1893-1894'te gerçekleştirmiş,
1905 yılında ise Makridi ve H. Winckler Boğazköy'ü gezmişler ve 1917 yılına
kadar devam eden kazı çalışmalarını yürütmüşlerdir. 1932 yılında ise Alman
Arkeoloji Enstitüsü adına Kurt Bittel tarafından başlanılan sistemli
kazılara II. Dünya savaşı sırasında bir süre ara verildikten sonra, yeniden
başlanmış ve 1978 yılına kadar çalışmalar aralıksız sürdürülmüştür. 1978
yılından 1993 yılına kadar Dr. Peter Neve başkanlığında yürütülen kazı
çalışmalarını, 1994 yılından itibaren Dr. Jurgen Seeher üstlenmiştir.
Boğazköy (Hattuşaş) örenyerinde M.Ö.
III. binden itibaren yerleşim görülmektedir. Bu dönemdeki küçük ve müstahkem
yerleşmenin Büyükkale ve çevresinde olduğu tespit edilmiştir. M.Ö. 19. ve
18. yüzyıllarda Aşağı Şehir'de Asur Ticaret Kolonileri Çağı yerleşmeleri
görülmektedir ve şehrin adına ilk kez bu çağa ait yazılı belgelerde
rastlanmıştır.
Başa dön
Boğazköy (Hattuşaş) Sfenski
Kalker, M.Ö. 14-13. Yüzyıl,
Yüksekliği 2.58 m, Boğazköy güney kapısının say yanındaki sfenks olup
Almanya'da Berlin Müzesin'nde sergilenmektedir.
Hattuşaş'taki ilk gelişme dönemi büyük bir yangınla sona ermiştir; bu
yangının sorumlusu Kuşşara kralı Anitta olmalıdır. Belgelere göre hemen bu
tahripten sonra yaklaşık M.Ö. 1700 yıllarında yeniden yerleşime açılan
Hattuşaş 1600'lerde Hitit devletinin başkenti olmuştur; kurucusu tıpkı
Anitta gibi Kuşşara kökenli olan I. Hattuşili'dir.
Hattuşaş
başkent olduktan sonra şehrin gelişmesinin en uç noktasında anıtsal bir
yapılaşmayla karşılaşılmaktadır; 2 km. genişliğindeki şehir saray, tapınak
ve mahalleleriyle M.Ö 13. yüzyıldaki haline kavuşmuştur. Hattuşaş'ın
ikinci gelişme döneminde imparatorluğun son yıllarında hem içte hem de
dışta üç önemli Hitit kralı etkin olmuştur. Bunlar III. Hattuşili, oğlu IV.
Tudhalia ve onun oğlu II. Şuppiluliuma'dır. II. Şuppiluliuma'nın son
dönemlerinde (M.Ö. 1190) ekonomik sıkıntılar ve iç karışıklıklar nedeniyle
yıkılan Hitit devletinden sonra Boğazköy 4 yüzyıl boyunca terk edilmiştir.
Daha sonra buraya Frigyalılar (M.Ö. 8. yy. ortaları) yerleşmiştir.
Hellenistik ve Roma Döneminde (M.Ö. 3. - M.S. 3. yy.) Hattuşaş küçük surla
çevrili bir beylik merkezi, Bizans Döneminde ise bir köy durumundadır.
Başa Dön
Kades Antlaşması
Kadeş antlaşması
Çivi
Yazılı Tablet
Pişmiş toprak,
M.Ö. 13. yüzyıl,
13.8x17.6x5.1 cm.
ve 9.2x4x2.7
cm.,
Hitit Kralı 3.
Hattuşili ile Mısır Firavunu 2. Ramses arasında M.Ö. 1280-1269 yılları
arasında yapılan dünyanın ilk yazılı antlaşmasından iki parça.
İstanbul
Arkeoloji Müzesi
Kuzey
ve güney binası dışında önemli bir yapı da Batı Binası ve Saray Arşividir.
Büyük bir yangınla tahrip olmuş binanın yamaçta iki bodrum katı olduğu
düşünülmektedir. Bu iki bodrum katında yaklaşık 3300 adet bulla ve 30 çivi
yazılı tablet bulunmuştur. Bullaların 2/3'ü büyük kral mühürleri taşımakta
ve kronolojik listeye göre I. Şuppiluliuma'dan Hattuşaş'ın son kralı ve
onun torunu II. Şuppiluliuma'ya kadar kralları temsil etmektedir. Kral
mühürleri yanında kraliçe mühürleri de açığa çıkarılmıştır.
Güneykale'deki yapılaşma ise II. Şuppiluliuma tarafından
gerçekleştirilmiştir. Bu alanda geniş bir gölet ile üç ayrı noktasında üç
yapı mevcuttur. Oda 1 ve 2 olarak adlandırılan ve ayakta duran iki yapıdan
oda 2, göletin kuzey köşesinin batısında yer alır. Tek mekânlı olan bu oda
içe doğru daralarak küçülen parabol biçimli bir kubbeye sahiptir. Oda 1'de
ise in situ olarak az kalıntı ele geçmiştir. Oda 2'nin duvarlarının üçü de
kabartmalarla bezelidir. Karşı duvardaki ana tasvirde sola dönmüş, uzun
elbiseli bir figür vardır. Yuvarlak başlığı üstünde kanatlı bir güneş
kursu bulunmakta, sol elinde litus, sağ elinde ise ankh motifini
tutmaktadır. Doğu duvarında Şuppiluliuma'ya ait kabartma vardır.
Karşısındaki batı duvarında ise hiyeroglif kitabe yer almaktadır.
Başa Dön
Açıkhava Tapınağı
Boğazköy - Hattuşaş Yazılıkaya Açık Hava
Tapınağı
Hattuşaş kalıntılarına 2 km.
uzaklıktadır. Resimde anıt üzerinde kabartma tanrıların yürüyüşü sahnesi
görülmektedir.
Hattuşaş örenyerinde Büyükkale'de yapılan kazılar M.Ö. 13.-14. yüzyılda
Hitit krallarının saray yapılarını ve bunları koruyan sur sisteminin
özelliklerini gün ışığına çıkarmıştır. Giriş kapısı güneybatıda olan
kalenin surları, sandık duvar tekniğiyle inşa edilmiştir.
Büyükkale'de bir bütün halinde saray yapısı görülmez, kazılar sonucunda
ortaya çıkan farklı boyutta ve türdeki yapılar, büyük iç mekânlar, avlular
ve direkli galeriler yoluyla birbirine bağlanarak kale içindeki bütünü
oluştururlar. Kalede arşiv odaları, depo odaları, büyük kabul salonu, su
kültü ile ilgili bina ve kutsal mekânlar yer almaktadır. Hitit sonrasında
ise kalede Frig yapı kalıntılarına rastlanmıştır.
Boğazköy'de en önemli mimari alanlardan birisi de Büyük Mabet'tir. (1
No.lu Mabet) Hattuşaş'ta kuzey şehrin merkezini oluşturan Büyük Mabet,
Hati'nin Fırtına Tanrısı ve Arinna Şehri Güneş tanrıçasının evi olarak
yapılmıştır. Tapınak iki aditonlu olup, tapınağın çevresinde kaldırım
taşlı yollar, meydanlar ve bunların arkasında bu yollara açılan dört yönde
depo odaları yer almaktadır. Büyük Mabet, Aşağı Şehir mahallelerinden bir
temonos duvarı ile ayrılmaktadır. Taş bir teras üzerine kurulan Büyük
Mabet'in, kutsal bir merkez olduğu kadar, ekonomik bir merkez olarak da
kullanıldığı magasinlerde açığa çıkarılan büyük küplerden anlaşılmıştır.
Yine mabedin doğu magasinlerinde tabletlerin bulunması burada bir arşivin
olduğunu da ortaya koymuştur.
Büyük
Mabetin etrafı ikinci derecede önem taşıyan yapılarla çevrilmiştir.
Bunlardan en önemlisi yamaç evidir. Büyüklüğü, planı ve çok katlı oluşuyla
dikkat çekmektedir.
Başa Dön
Yazılıkaya Tapınağı
Hattuşaş örenyerinin 2 km. kuzeydoğusunda yer alan Yazılıkaya Tapınağı,
önünde Hitit mimari özelliklerinin yansıtıldığı iki kaya odadan
oluşmaktadır.
Yazılıkaya Tapınağı'nın kayalığa yapılmış olan bu odaları "Büyük Galeri"
(A odası) ve "Küçük Galeri" (B Odası) adıyla anılmaktadır.
Büyük
Galeri'nin (A odası) batı duvarı tanrı kabartmalarıyla, doğu duvarı ise
tanrıça kabartmalarıyla bezeli olup her iki duvardaki figürler, doğu ve
batı duvarlarının kuzey duvarı ile birleştiği ana sahnenin yer aldığı
kısma doğru yönelmektedir. Tanrıların genel olarak sivri bir külâhı,
belden kuşaklı kısa bir elbisesi, kalkık burunlu papuçları ile küpeleri
vardır. Çoğu zaman kıvrık bir kılıç ya da topuz taşırlar. Tanrıçaların
hepsi uzun bir etek giyer, başlarında silindir biçimli bir başlık vardır.
Doğu ve batı duvarının birleştiği kuzey duvarında, ana sahneyi oluşturan
baş tanrılar yer almaktadır. Burada dağ tanrıları üzerinde duran Hava
tanrısı Teşup ve karısı tanrıça Hepatu ile arkasında oğulları Şarruma ve
çift başlı kartal yer almaktadır. Kral IV. Tuthalia'nın kabartması ise
doğu duvarda yer almakta olup, galerinin en büyük kabartmasıdır.
Ayrı
bir girişi bulunan Küçük Galeri'yi (B odası) girişin iki yanında bulunan
aslan başlı, insan gövdeli kanatlı cinler korumaktadır. B odasının batı
duvarında sağa doğru sıralanan oniki tanrı, doğu duvarında ise Kılıç
Tanrısı ile Tanrı Şarruma ve himayesindeki kral IV. Tuthalia yer
almaktadır. Bu kısımda iyi korunmuş kabartmalar dışında kayaya oyulmuş üç
adet niş bulunmakta olup, bu nişlere bir takım hediyelerin veya Hitit kral
ailesinin ölü küllerinin saklandığı kapların konulduğu düşünülmektedir.
Başa Dön
Ortaköy Örenyeri
Ortaköy,
Çorum İli'nin 53 km. güneydoğusunda, Alaca Ovası'nın kuzeydoğusunda,
Göynücek, Zile ve Amasya Ovalarının birleştiği boğaz üzerindedir. Ortaköy
örenyeri ilçenin 2.5 km. güneybatısında bulunan Tepelerarası ve Ağılönü
mevkiinde yer almaktadır.
Ortaköy
örenyerindeki kazı çalışmalarına 1990 yılında Çorum Müzesi Müdürlüğü'nce
başlanmış olup çalışmalara 1991 yılında da devam edilmiştir. 1992 yılından
sonra Prof. Dr. Aygül Süel'in başkanlığını üstlendiği kazı çalışmalarına
aynı ekiple devam edilmektedir.
Bölge
coğrafi açıdan önemli ve tarıma elverişli oluşu nedeniyle ilk çağlardan
günümüze kadar devamlı iskâna sahne olmuştur. Bugüne kadar sürdürülen kazı
çalışmaları sonucunda, Hitit İmparatorluk Dönemine tarihlendirilen büyük
boy taşlardan yapılmış mabet-saray kompleksi ile bu binanın 150 m.
güneydoğusunda yine aynı teknikle yapılmış üzeri kerpiç örgülü depo
odaları olarak tanımlanan ikinci mekân çıkarılmıştır. Hitit İmparatorluk
dönemi binaları içinde Roma Dönemine ait taş sanduka mezarlara da
rastlanmıştır; bu mezarlarda değişik gömülerin bulunduğu görülmektedir.
Kazı
çalışmaları sonucunda anıtsal mabet-saray kompleksi içinde Hitit tarihine
ve kültürüne ışık tutacağı düşünülen 3000'i aşkın çivi yazılı belge
bulunmuştur. Çorum Müzesi'nde korunan, dini ve siyasi konuları içerdiği
bilinen ve bir çoğunun da mektup olduğu anlaşılan tabletler dışında,
çeşitli formalarda seramikler, metal aletler, üçgen objeler, obsidiyenden
yapılmış süs eşyaları ve mühür baskılarıda ortaya çıkarılmıştır.
Ortaköy
örenyerinde elde edilen çivi yazılı belgelere bakarak Ortaköy örenyerinin
Hitit Dönemindeki adının Şapinuva olduğu ileri sürülmüştür.
Başa Dön
Pazarlı Örenyeri
Alaca'nın 30 km. kuzeyindeki Çikhasan Köyü'nde bulunan Pazarlı örenyeri,
1937-38 yıllarında Türk Tarih Kurumu adına Dr. Hamit Zübeyr Koşay ve
Mahmut Akok tarafından araştırılmış olup yapılan kazılar sonucunda
burasının; Kalkolitik, Eski Tunç, Hitit, Frig ve Klasik Çağlarda iskân
edildiği saptanmıştır. Pazarlı'nın en önemli devrini Frig katı temsil
etmektedir. Yapılan kazılar sonucu Frig Dönemine ait kale kalıntısı ile
kale taş temelli, kerpiç duvarlı, iki katlı binalarda cephe süslemesi
olarak kabartma levhalar kullanıldığı anlaşılmıştır. Bu dönem levhalarında
yürüyen savaşçılar, aslan-boğa mücadelesi, kentaur, grifon bezemeli hayat
ağacına tırmanan dağ keçileri tasvir edilmiştir. Bu terracottalar (pişmiş
toprak levhalar) Anadolu arkeolojisinin M.Ö. 7.-6. yüzyıla ait en güzel
örnekleri arasında yer almaktadır.
Pazarlı'nın Frig Dönemi yerleşim alanı ve bu alanı çevreleyen kalenin bir
maketi ile yine buradan çıkan seramik ve diğer buluntular Çorum ve
Alacahöyük Müzelerinde, pişmiş topraktan yapılmış çok renkli levhalar ise
Çorum Müzesi ile Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi'ndeki Frig
seksiyonlarında sergilenmektedir.
Başa Dön
Eskiyapar
Örenyeri
Alaca
İlçesi'nin 5 km. batısında, Alaca-Sungurlu yolu üzerinde, Boğazköy'ün 25
km. kuzeydoğusunda, Alacahöyük'ün ise 20 km. güneydoğusunda yer
almaktadır.
Eskiyapar'da ilk kazı çalışmalarına Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi
adına Raci Temizer başkanlığında 1968 yılında başlanmış olup çalışmalar
1983 yılına kadar devam etmiştir. Bu yıldan sonra kazı çalışmaları bir
süre durdurulmuştur. 1989-1991 yılları arasında Çorum Müzesi Müdürlüğü'nün
denetiminde çalışmalara yeniden başlanmıştır. Bu çalışmalar sonucunda
höyükte kesintisiz bir iskânın varlığı tespit edilmiştir. Höyükte Eski
Tunç, Hitit, Frig, Roma ve iki safhalı Hellenistik Dönemin izlerine
rastlanmıştır.
Höyüğün
kuzeydoğu ve batı kesimlerinde Hitit İmparatorluk Çağı şehir surunun
temelleri bulunmuştur. Dikdörtgen planlı, avluları taş döşeli bu binalar
Boğazköy ve Alacahöyük'tekilerden farksız olarak, Hitit üslubuna uygun
olarak inşa edilmiştir. Höyüğün güneydoğu kesiminde Eski Hitit Döneminden
kalma mahallesinin yanmış evlerinden çok sayıda pişmiş toprak eserler
çıkarılmıştır. Yine bu alanlarda bulunan kabartmalı kült vazoları
burasının dini bir merkez olduğu görüşünü kuvvetlendirmiştir.
Höyükte
Hitit tabakaları altında yer alan Eski Tunç Çağı tabakalarında yapılan
çalışmalarda, bir evin tabanı altında altın ve gümüş objelerden oluşan bir
defineye rastlanmıştır. Gümüş vazolar, Suriye şişesi, gümüş merasim
baltası, değişik tiplerde altın iğne, boncuk, küpe ve bileziklerden oluşan
define, bir taraftan Alacahöyük, Kültepe, diğer taraftan Troya, Poliochni
ve Kuzey Suriye-Mezopotamya buluntularıyla benzerlik göstermektedir. Bu
buluntular halen Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde sergilenmektedir.
Başa Dön
Yörüklü (Hüseyindede
Tepesi)
Çorum
İli, Sungurlu İlçesi, Yörüklü Kasabası, Hüseyindede Tepesi olarak
adlandırılan mevkide kaçak kazılar sonucu tahrip edilen alanın Ankara
Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi, Protohistorya ve Önasya
Arkeoloji Anabilim dalı öğretim üyeleri Yard. Doç. Dr. Tunç Sipahi ve Yard.
Doç. Dr. Tayfun Yıldırım tarafından görülmesi üzerine Çorum Müdürlüğü'nce
1997 yılında kısa süreli bir kurtarma kazısı gerçekleştirilmiştir.
Yapılan
bu çalışma sonucunda Eski Hitit Dönemine ait bir odada aynı döneme ait
kabartmalı iki ayrı vazo parçasına rastlanmıştır. Elde edilen parçaların
restorasyon çalışmaları sonucunda birisinin İnandık vazosu tipinde olduğu
anlaşılmıştır. Diğerinin ise Hitit dini törenleriyle ilgili bir tasvir
bandı olduğu tespit edilmiştir. Bu tasvir bandı üzerindeki en önemli
sahneyi ise Boğa üzerinde takla atan bir akrobat oluşturmaktadır. İnandık
vazosu tipinde olan ve üzerinde 4 tasvir bandı olan büyük vazonun ağız
kenarında küçük bir tekne ve başları içe bakan dört boğa başı yer
almaktadır. Tasvir bantlarında yine Hitit dini törenleri anlatılmaktadır.
Kazı sonucunda bu kabartmalı vazoların yanı sıra Eski Hitit Dönemine ait
olan matara biçimli kap ve yuvarlak ağızlı yüksek boyunlu testiler de elde
edilm
Başa Dön
Mesire ve Gezi Yerleri
Çorum bölgesi,
tarihi ve kültürel varlıkları yanında ; halkın gezebileceği ve piknik
yapabileceği bir çok tabiat güzelliklerine de sahiptir.
Çatak Tabiat Parkı
İl merkezine 22
km. uzaklıkta, en rahat gidilip gelinebilen bu mesire yeri, günübirlik
piknik yapmaya uygun olarak düzenlenmiştir. Orman alanı ağırlıklı olarak
karaçam ağaçları ile kaplıdır.
Kargı ( Eğinönü ) Yaylası
Kargı ilçesinin
kuzeyindeki yüksek dağlık bölgede yer almaktadır. Çorum’a 140 km,
Kargı’ya 26 Km uzaklıktadır. Kargı Yaylası bölgede birbirine bağlantılı
şekilde bulunan ; Aksu, Karandu, Göl, Örencik, Karaboya ve
Gökçedoğan yaylaları ile bir grup oluşturmaktadır. Bu yaylalarda, yöresel yayla
mimarisine uygun yayla evleri geleneği halen devam etmekte olup Aksu ve
Gökçedoğan göletleri bulunmaktadır.
Abdullah
Yaylası
Kargı
ilçesinde, İlin en yüksek noktası olan Kös Dağı (2.050m) üzerinde yer
almaktadır. Çorum’a uzaklığı 114 km’ dir. İstanbul-Osmancık-Samsun
karayoluna 12 km. mesafededir. 1.450 m. rakıma sahiptir. Bozulmamış doğası,
sarıçam, karaçam ve diğer kendine özgü bitki örtüsü ile gezmek, kamp kurmak ve
piknik yapmak için uygun yaylalardandır. Yaylada 22 yataklı konaklama ünitesi ve
lokanta bulunmaktadır.
Bayat Kunduzlu ve Kuşçaçimeni Yaylaları
Çorum İli Bayat
İlçesi sınırları içerisinde , ilçenin kuzeyindeki dağlık Karatepe mevkiinde yer almaktadır. İl Merkezine 100 km. İlçe Merkezine 25 km.
uzaklıktadır. Yaklaşık 1800 metre rakımlıdır. Yöre halkı yayla geleneğini bu
yaylalarda sürdürmektedir. Zengin bitki örtüsü ile kaplı olan yaylalarda
sarıçam, karaçam ve köknar ormanları dikkati çekmektedir. Bol su kaynakları ve
bozulmamış tabiat yapısı ile yayla turizmine elverişli alanların başında gelir.
Karaca
Yaylası
Osmancık
ilçesine bağlı Başpınar beldesinde bulunmaktadır. Çorum-Osmancık
yoluna 20 km , Çorum’a 50 km mesafededir. Bölgeye İstanbul-Samsun Karayolu ve
Ankara-Çorum-Osmancık Karayolundan ulaşmak mümkündür.
Sıklık
Mesire Yeri
Çorum- Samsun karayolu üzerinde , günübirlik
gidilen İl merkezine yakın bir mesire yeridir.
Bahabey Çamlığı
Çorum Devlet Hastanesi bitişiğinde bulunmaktadır.
Halkın piknik yapma amacıyla gittiği yerlerdendir.
İncesu
Kanyonu
Ortaköy İlçesi İncesu Köyündedir. Tek giriş ve çıkışı bulunan İncesu
Kanyonu, 12,5 km uzunluğundadır. Genişliği 40-60 m. arasında değişmektedir.
Kanyonun her iki yamacı sarp kayalık olup, yer yer ormanlık alanlara rastlamak
mümkündür. Kanyon, mevsimine göre rafting ve trekking sporları için uygun
özellikler taşımaktadır.
Kaynak; Anıtlar ve Müzeler
Genel Müdürlüğü
Başa Dön
|
|
|