Giriş ] Yasal Uarı ] Baglantılar ] Site Planı ]

 
   

  Ç O R U M

SarDer Ana Sayfa
  Çorum Hakkında
  Tarihçe
  Coğrafi Yap
  İdari Yapı
  İlçeler
  Sosyal Yapı
  Ekonomik Yapı
  Turizm
  Uygarlıklar
  Müzeler
  Tarihi Eserler
  Tarihi Yerler
  Diğer Konular
  Milletvekilleri
 
 
 
 
 

 
Ziyaretçi sayımız
 
Hit Counter  
Teşekkürler...
 
 
 
 
 
 
 

Tarihi ve turistik Yerler

 
Tarihi, Turistik ve Mesire Yerleri
  Alacahöyük Örenyeri
  Ortaköy Örenyeri
  Hattuşaş
  Pazarlı Örenyeri
  Boğazköy Sfenski
  Eskiyapar Örenyeri
  Kades Antlaşması
  Yörüklü (HüseyindedeTepesi)
  Açıkhava Tapınağı
  Mesire ve Gezi Yerleri
  Yazılıkaya Tapınağı
 
 

Alacahöyük Örenyeri
 
Alacahöyük, Çorum'un 45 km. güneyinde, Alaca İlçesi'nin 17 km. kuzeybatısında yer almakta olup, Boğazköy'e 34, Ankara'ya ise 210 km. uzaklıktaki Alacahöyük Köyü yerleşim alanı içerisindedir.
Höyük, bilim alemine ilk kez 1835 yılında W.C. Hamilton tarafından tanıtılmış olup, bu yıllardan itibaren höyük Orta Anadolu'yu ziyaret eden bilginlerin uğrak yeri olmuştur. 1861 yılında ise G. Perrot Anadolu gezisi sırasında höyüğe gelmiş ve kapının sağ ve solundaki dört köşe kulenin planı ile orthostatlardan birini açığa çıkarmışır. Perrot bu çalışmadan sonra bu kabartmaların hitit dönemine ait olduğunu da ilk olarak ileri süren kişi olmuştur.
 
Başa Dön

Hattuşaş
 
örenyeri ilk kez 1834 yılında Charles Texier tarafından gezilmiş ve dünyaya tanıtılmıştır. Bu kalıntılarla Hitit devleti arasında ilk kez bir bağ kuran kişi Sayce'tır. Bu zamana kadar Hitit'lerin merkezinin Suriye olduğu sanılmaktaydı. 1882'de Carl Human, Otto Puchstein ile Boğazköy'e birlikte gelmiş ve ilk kez toplu bir plan çalışması yapmıştır. Halen Pergamon Müzesinde bulunan Yazılıkaya'nın kalıplarını da çıkarmışlardır. E. Chantre ilk test kazısını 1893-1894'te gerçekleştirmiş, 1905 yılında ise Makridi ve H. Winckler Boğazköy'ü gezmişler ve 1917 yılına kadar devam eden kazı çalışmalarını yürütmüşlerdir. 1932 yılında ise Alman Arkeoloji Enstitüsü adına Kurt Bittel tarafından başlanılan sistemli kazılara II. Dünya savaşı sırasında bir süre ara verildikten sonra, yeniden başlanmış ve 1978 yılına kadar çalışmalar aralıksız sürdürülmüştür. 1978 yılından 1993 yılına kadar Dr. Peter Neve başkanlığında yürütülen kazı çalışmalarını, 1994 yılından itibaren Dr. Jurgen Seeher üstlenmiştir.
Boğazköy (Hattuşaş) örenyerinde M.Ö. III. binden itibaren yerleşim görülmektedir. Bu dönemdeki küçük ve müstahkem yerleşmenin Büyükkale ve çevresinde olduğu tespit edilmiştir. M.Ö. 19. ve 18. yüzyıllarda Aşağı Şehir'de Asur Ticaret Kolonileri Çağı yerleşmeleri görülmektedir ve şehrin adına ilk kez bu çağa ait yazılı belgelerde rastlanmıştır.
 
Başa dön

Boğazköy (Hattuşaş) Sfenski

 
Kalker, M.Ö. 14-13. Yüzyıl, Yüksekliği 2.58 m, Boğazköy güney kapısının say yanındaki sfenks olup Almanya'da Berlin Müzesin'nde sergilenmektedir.
Hattuşaş'taki ilk gelişme dönemi büyük bir yangınla sona ermiştir; bu yangının sorumlusu Kuşşara kralı Anitta olmalıdır. Belgelere göre hemen bu tahripten sonra yaklaşık M.Ö. 1700 yıllarında yeniden yerleşime açılan Hattuşaş 1600'lerde Hitit devletinin başkenti olmuştur; kurucusu tıpkı Anitta gibi Kuşşara kökenli olan I. Hattuşili'dir.
Hattuşaş başkent olduktan sonra şehrin gelişmesinin en uç noktasında anıtsal bir yapılaşmayla karşılaşılmaktadır; 2 km. genişliğindeki şehir saray, tapınak ve mahalleleriyle M.Ö 13. yüzyıldaki haline kavuşmuştur. Hattuşaş'ın ikinci gelişme döneminde imparatorluğun son yıllarında hem içte hem de dışta üç önemli Hitit kralı etkin olmuştur. Bunlar III. Hattuşili, oğlu IV. Tudhalia ve onun oğlu II. Şuppiluliuma'dır. II. Şuppiluliuma'nın son dönemlerinde (M.Ö. 1190) ekonomik sıkıntılar ve iç karışıklıklar nedeniyle yıkılan Hitit devletinden sonra Boğazköy 4 yüzyıl boyunca terk edilmiştir. Daha sonra buraya Frigyalılar (M.Ö. 8. yy. ortaları) yerleşmiştir. Hellenistik ve Roma Döneminde (M.Ö. 3. - M.S. 3. yy.) Hattuşaş küçük surla çevrili bir beylik merkezi, Bizans Döneminde ise bir köy durumundadır.
 
Başa Dön

Kades Antlaşması
 
 
Kadeş antlaşması
 Çivi Yazılı Tablet
Pişmiş toprak,
M.Ö. 13. yüzyıl, 13.8x17.6x5.1 cm.
ve 9.2x4x2.7 cm.,
 
Hitit Kralı 3. Hattuşili ile Mısır Firavunu 2. Ramses arasında M.Ö. 1280-1269 yılları arasında yapılan dünyanın ilk yazılı antlaşmasından iki parça.
İstanbul Arkeoloji Müzesi
Kuzey ve güney binası dışında önemli bir yapı da Batı Binası ve Saray Arşividir. Büyük bir yangınla tahrip olmuş binanın yamaçta iki bodrum katı olduğu düşünülmektedir. Bu iki bodrum katında yaklaşık 3300 adet bulla ve 30 çivi yazılı tablet bulunmuştur. Bullaların 2/3'ü büyük kral mühürleri taşımakta ve kronolojik listeye göre I. Şuppiluliuma'dan Hattuşaş'ın son kralı ve onun torunu II. Şuppiluliuma'ya kadar kralları temsil etmektedir. Kral mühürleri yanında kraliçe mühürleri de açığa çıkarılmıştır.
Güneykale'deki yapılaşma ise II. Şuppiluliuma tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu alanda geniş bir gölet ile üç ayrı noktasında üç yapı mevcuttur. Oda 1 ve 2 olarak adlandırılan ve ayakta duran iki yapıdan oda 2, göletin kuzey köşesinin batısında yer alır. Tek mekânlı olan bu oda içe doğru daralarak küçülen parabol biçimli bir kubbeye sahiptir. Oda 1'de ise in situ olarak az kalıntı ele geçmiştir. Oda 2'nin duvarlarının üçü de kabartmalarla bezelidir. Karşı duvardaki ana tasvirde sola dönmüş, uzun elbiseli bir figür vardır. Yuvarlak başlığı üstünde kanatlı bir güneş kursu bulunmakta, sol elinde litus, sağ elinde ise ankh motifini tutmaktadır. Doğu duvarında Şuppiluliuma'ya ait kabartma vardır. Karşısındaki batı duvarında ise hiyeroglif kitabe yer almaktadır.
 
Başa Dön

Açıkhava Tapınağı
 
 
Boğazköy - Hattuşaş Yazılıkaya Açık Hava Tapınağı
Hattuşaş kalıntılarına 2 km. uzaklıktadır. Resimde anıt üzerinde kabartma tanrıların yürüyüşü sahnesi görülmektedir.
Hattuşaş örenyerinde Büyükkale'de yapılan kazılar M.Ö. 13.-14. yüzyılda Hitit krallarının saray yapılarını ve bunları koruyan sur sisteminin özelliklerini gün ışığına çıkarmıştır. Giriş kapısı güneybatıda olan kalenin surları, sandık duvar tekniğiyle inşa edilmiştir.
Büyükkale'de bir bütün halinde saray yapısı görülmez, kazılar sonucunda ortaya çıkan farklı boyutta ve türdeki yapılar, büyük iç mekânlar, avlular ve direkli galeriler yoluyla birbirine bağlanarak kale içindeki bütünü oluştururlar. Kalede arşiv odaları, depo odaları, büyük kabul salonu, su kültü ile ilgili bina ve kutsal mekânlar yer almaktadır. Hitit sonrasında ise kalede Frig yapı kalıntılarına rastlanmıştır.
Boğazköy'de en önemli mimari alanlardan birisi de Büyük Mabet'tir. (1 No.lu Mabet) Hattuşaş'ta kuzey şehrin merkezini oluşturan Büyük Mabet, Hati'nin Fırtına Tanrısı ve Arinna Şehri Güneş tanrıçasının evi olarak yapılmıştır. Tapınak iki aditonlu olup, tapınağın çevresinde kaldırım taşlı yollar, meydanlar ve bunların arkasında bu yollara açılan dört yönde depo odaları yer almaktadır. Büyük Mabet, Aşağı Şehir mahallelerinden bir temonos duvarı ile ayrılmaktadır. Taş bir teras üzerine kurulan Büyük Mabet'in, kutsal bir merkez olduğu kadar, ekonomik bir merkez olarak da kullanıldığı magasinlerde açığa çıkarılan büyük küplerden anlaşılmıştır. Yine mabedin doğu magasinlerinde tabletlerin bulunması burada bir arşivin olduğunu da ortaya koymuştur.
Büyük Mabetin etrafı ikinci derecede önem taşıyan yapılarla çevrilmiştir. Bunlardan en önemlisi yamaç evidir. Büyüklüğü, planı ve çok katlı oluşuyla dikkat çekmektedir.
 
Başa Dön
 

Yazılıkaya Tapınağı
 
Hattuşaş örenyerinin 2 km. kuzeydoğusunda yer alan Yazılıkaya Tapınağı, önünde Hitit mimari özelliklerinin yansıtıldığı iki kaya odadan oluşmaktadır.
Yazılıkaya Tapınağı'nın kayalığa yapılmış olan bu odaları "Büyük Galeri" (A odası) ve "Küçük Galeri" (B Odası) adıyla anılmaktadır.
Büyük Galeri'nin (A odası) batı duvarı tanrı kabartmalarıyla, doğu duvarı ise tanrıça kabartmalarıyla bezeli olup her iki duvardaki figürler, doğu ve batı duvarlarının kuzey duvarı ile birleştiği ana sahnenin yer aldığı kısma doğru yönelmektedir. Tanrıların genel olarak sivri bir külâhı, belden kuşaklı kısa bir elbisesi, kalkık burunlu papuçları ile küpeleri vardır. Çoğu zaman kıvrık bir kılıç ya da topuz taşırlar. Tanrıçaların hepsi uzun bir etek giyer, başlarında silindir biçimli bir başlık vardır. Doğu ve batı duvarının birleştiği kuzey duvarında, ana sahneyi oluşturan baş tanrılar yer almaktadır. Burada dağ tanrıları üzerinde duran Hava tanrısı Teşup ve karısı tanrıça Hepatu ile arkasında oğulları Şarruma ve çift başlı kartal yer almaktadır. Kral IV. Tuthalia'nın kabartması ise doğu duvarda yer almakta olup, galerinin en büyük kabartmasıdır.
Ayrı bir girişi bulunan Küçük Galeri'yi (B odası) girişin iki yanında bulunan aslan başlı, insan gövdeli kanatlı cinler korumaktadır. B odasının batı duvarında sağa doğru sıralanan oniki tanrı, doğu duvarında ise Kılıç Tanrısı ile Tanrı Şarruma ve himayesindeki kral IV. Tuthalia yer almaktadır. Bu kısımda iyi korunmuş kabartmalar dışında kayaya oyulmuş üç adet niş bulunmakta olup, bu nişlere bir takım hediyelerin veya Hitit kral ailesinin ölü küllerinin saklandığı kapların konulduğu düşünülmektedir.
Başa Dön
 
Ortaköy Örenyeri
Ortaköy, Çorum İli'nin 53 km. güneydoğusunda, Alaca Ovası'nın kuzeydoğusunda, Göynücek, Zile ve Amasya Ovalarının birleştiği boğaz üzerindedir. Ortaköy örenyeri ilçenin 2.5 km. güneybatısında bulunan Tepelerarası ve Ağılönü mevkiinde yer almaktadır.
Ortaköy örenyerindeki kazı çalışmalarına 1990 yılında Çorum Müzesi Müdürlüğü'nce başlanmış olup çalışmalara 1991 yılında da devam edilmiştir. 1992 yılından sonra Prof. Dr. Aygül Süel'in başkanlığını üstlendiği kazı çalışmalarına aynı ekiple devam edilmektedir.
Bölge coğrafi açıdan önemli ve tarıma elverişli oluşu nedeniyle ilk çağlardan günümüze kadar devamlı iskâna sahne olmuştur. Bugüne kadar sürdürülen kazı çalışmaları sonucunda, Hitit İmparatorluk Dönemine tarihlendirilen büyük boy taşlardan yapılmış mabet-saray kompleksi ile bu binanın 150 m. güneydoğusunda yine aynı teknikle yapılmış üzeri kerpiç örgülü depo odaları olarak tanımlanan ikinci mekân çıkarılmıştır. Hitit İmparatorluk dönemi binaları içinde Roma Dönemine ait taş sanduka mezarlara da rastlanmıştır; bu mezarlarda değişik gömülerin bulunduğu görülmektedir.
Kazı çalışmaları sonucunda anıtsal mabet-saray kompleksi içinde Hitit tarihine ve kültürüne ışık tutacağı düşünülen 3000'i aşkın çivi yazılı belge bulunmuştur. Çorum Müzesi'nde korunan, dini ve siyasi konuları içerdiği bilinen ve bir çoğunun da mektup olduğu anlaşılan tabletler dışında, çeşitli formalarda seramikler, metal aletler, üçgen objeler, obsidiyenden yapılmış süs eşyaları ve mühür baskılarıda ortaya çıkarılmıştır.
Ortaköy örenyerinde elde edilen çivi yazılı belgelere bakarak Ortaköy örenyerinin Hitit Dönemindeki adının Şapinuva olduğu ileri sürülmüştür.
Başa Dön
 
Pazarlı Örenyeri
Alaca'nın 30 km. kuzeyindeki Çikhasan Köyü'nde bulunan Pazarlı örenyeri, 1937-38 yıllarında Türk Tarih Kurumu adına Dr. Hamit Zübeyr Koşay ve Mahmut Akok tarafından araştırılmış olup yapılan kazılar sonucunda burasının; Kalkolitik, Eski Tunç, Hitit, Frig ve Klasik Çağlarda iskân edildiği saptanmıştır. Pazarlı'nın en önemli devrini Frig katı temsil etmektedir. Yapılan kazılar sonucu Frig Dönemine ait kale kalıntısı ile kale taş temelli, kerpiç duvarlı, iki katlı binalarda cephe süslemesi olarak kabartma levhalar kullanıldığı anlaşılmıştır. Bu dönem levhalarında yürüyen savaşçılar, aslan-boğa mücadelesi, kentaur, grifon bezemeli hayat ağacına tırmanan dağ keçileri tasvir edilmiştir. Bu terracottalar (pişmiş toprak levhalar) Anadolu arkeolojisinin M.Ö. 7.-6. yüzyıla ait en güzel örnekleri arasında yer almaktadır.
Pazarlı'nın Frig Dönemi yerleşim alanı ve bu alanı çevreleyen kalenin bir maketi ile yine buradan çıkan seramik ve diğer buluntular Çorum ve Alacahöyük Müzelerinde, pişmiş topraktan yapılmış çok renkli levhalar ise Çorum Müzesi ile Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi'ndeki Frig seksiyonlarında sergilenmektedir.
Başa Dön
 
Eskiyapar Örenyeri
Alaca İlçesi'nin 5 km. batısında, Alaca-Sungurlu yolu üzerinde, Boğazköy'ün 25 km. kuzeydoğusunda, Alacahöyük'ün ise 20 km. güneydoğusunda yer almaktadır.
Eskiyapar'da ilk kazı çalışmalarına Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi adına Raci Temizer başkanlığında 1968 yılında başlanmış olup çalışmalar 1983 yılına kadar devam etmiştir. Bu yıldan sonra kazı çalışmaları bir süre durdurulmuştur. 1989-1991 yılları arasında Çorum Müzesi Müdürlüğü'nün denetiminde çalışmalara yeniden başlanmıştır. Bu çalışmalar sonucunda höyükte kesintisiz bir iskânın varlığı tespit edilmiştir. Höyükte Eski Tunç, Hitit, Frig, Roma ve iki safhalı Hellenistik Dönemin izlerine rastlanmıştır.
Höyüğün kuzeydoğu ve batı kesimlerinde Hitit İmparatorluk Çağı şehir surunun temelleri bulunmuştur. Dikdörtgen planlı, avluları taş döşeli bu binalar Boğazköy ve Alacahöyük'tekilerden farksız olarak, Hitit üslubuna uygun olarak inşa edilmiştir. Höyüğün güneydoğu kesiminde Eski Hitit Döneminden kalma mahallesinin yanmış evlerinden çok sayıda pişmiş toprak eserler çıkarılmıştır. Yine bu alanlarda bulunan kabartmalı kült vazoları burasının dini bir merkez olduğu görüşünü kuvvetlendirmiştir.
Höyükte Hitit tabakaları altında yer alan Eski Tunç Çağı tabakalarında yapılan çalışmalarda, bir evin tabanı altında altın ve gümüş objelerden oluşan bir defineye rastlanmıştır. Gümüş vazolar, Suriye şişesi, gümüş merasim baltası, değişik tiplerde altın iğne, boncuk, küpe ve bileziklerden oluşan define, bir taraftan Alacahöyük, Kültepe, diğer taraftan Troya, Poliochni ve Kuzey Suriye-Mezopotamya buluntularıyla benzerlik göstermektedir. Bu buluntular halen Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde sergilenmektedir.
Başa Dön
 
Yörüklü (Hüseyindede Tepesi)
Çorum İli, Sungurlu İlçesi, Yörüklü Kasabası, Hüseyindede Tepesi olarak adlandırılan mevkide kaçak kazılar sonucu tahrip edilen alanın Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi, Protohistorya ve Önasya Arkeoloji Anabilim dalı öğretim üyeleri Yard. Doç. Dr. Tunç Sipahi ve Yard. Doç. Dr. Tayfun Yıldırım tarafından görülmesi üzerine Çorum Müdürlüğü'nce 1997 yılında kısa süreli bir kurtarma kazısı gerçekleştirilmiştir.
Yapılan bu çalışma sonucunda Eski Hitit Dönemine ait bir odada aynı döneme ait kabartmalı iki ayrı vazo parçasına rastlanmıştır. Elde edilen parçaların restorasyon çalışmaları sonucunda birisinin İnandık vazosu tipinde olduğu anlaşılmıştır. Diğerinin ise Hitit dini törenleriyle ilgili bir tasvir bandı olduğu tespit edilmiştir. Bu tasvir bandı üzerindeki en önemli sahneyi ise Boğa üzerinde takla atan bir akrobat oluşturmaktadır. İnandık vazosu tipinde olan ve üzerinde 4 tasvir bandı olan büyük vazonun ağız kenarında küçük bir tekne ve başları içe bakan dört boğa başı yer almaktadır. Tasvir bantlarında yine Hitit dini törenleri anlatılmaktadır. Kazı sonucunda bu kabartmalı vazoların yanı sıra Eski Hitit Dönemine ait olan matara biçimli kap ve yuvarlak ağızlı yüksek boyunlu testiler de elde edilm
Başa Dön
 
Mesire ve Gezi Yerleri
Çorum bölgesi,  tarihi ve kültürel varlıkları yanında ; halkın gezebileceği ve piknik yapabileceği bir çok tabiat güzelliklerine de sahiptir. 
Çatak Tabiat Parkı
İl merkezine 22 km. uzaklıkta, en rahat  gidilip gelinebilen bu mesire yeri, günübirlik piknik yapmaya uygun olarak düzenlenmiştir. Orman alanı ağırlıklı olarak karaçam ağaçları ile kaplıdır.
Kargı ( Eğinönü ) Yaylası
Kargı ilçesinin kuzeyindeki yüksek dağlık bölgede yer almaktadır.  Çorum’a 140 km,  Kargı’ya 26 Km uzaklıktadır.  Kargı Yaylası bölgede birbirine bağlantılı şekilde bulunan ;  Aksu, Karandu, Göl, Örencik, Karaboya ve Gökçedoğan yaylaları ile bir grup oluşturmaktadır. Bu yaylalarda, yöresel yayla mimarisine uygun yayla evleri geleneği halen devam etmekte olup Aksu ve Gökçedoğan göletleri bulunmaktadır.
Abdullah Yaylası
Kargı ilçesinde, İlin en yüksek noktası olan Kös Dağı (2.050m) üzerinde yer almaktadır. Çorum’a uzaklığı 114 km’ dir. İstanbul-Osmancık-Samsun karayoluna 12 km. mesafededir. 1.450 m. rakıma sahiptir. Bozulmamış doğası, sarıçam, karaçam ve diğer kendine özgü bitki örtüsü ile gezmek, kamp kurmak ve piknik yapmak için uygun yaylalardandır. Yaylada 22 yataklı konaklama ünitesi ve lokanta bulunmaktadır.
Bayat Kunduzlu ve Kuşçaçimeni Yaylaları
Çorum İli Bayat İlçesi sınırları içerisinde ,  ilçenin kuzeyindeki dağlık Karatepe mevkiinde yer almaktadır.  İl Merkezine 100 km.  İlçe Merkezine 25 km.  uzaklıktadır.  Yaklaşık 1800 metre rakımlıdır.  Yöre halkı yayla geleneğini bu yaylalarda sürdürmektedir. Zengin bitki örtüsü ile kaplı olan yaylalarda sarıçam,  karaçam ve köknar ormanları dikkati çekmektedir.  Bol su kaynakları ve bozulmamış tabiat yapısı ile yayla turizmine elverişli alanların başında gelir.
Karaca Yaylası
Osmancık ilçesine bağlı Başpınar beldesinde bulunmaktadır. Çorum-Osmancık yoluna 20 km ,  Çorum’a 50 km mesafededir. Bölgeye İstanbul-Samsun Karayolu ve Ankara-Çorum-Osmancık Karayolundan ulaşmak mümkündür.
Sıklık Mesire Yeri
Çorum- Samsun karayolu üzerinde ,  günübirlik gidilen İl merkezine yakın bir mesire yeridir.
Bahabey Çamlığı
Çorum Devlet Hastanesi bitişiğinde bulunmaktadır. Halkın piknik yapma amacıyla gittiği yerlerdendir.
İncesu Kanyonu
Ortaköy İlçesi İncesu Köyündedir. Tek giriş ve çıkışı bulunan İncesu Kanyonu, 12,5 km uzunluğundadır. Genişliği 40-60 m. arasında değişmektedir.  Kanyonun her iki yamacı sarp kayalık olup,  yer yer ormanlık alanlara rastlamak mümkündür. Kanyon, mevsimine göre rafting ve trekking sporları için uygun özellikler taşımaktadır. 
Kaynak; Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü
 
Başa Dön
 
ANA SAYFA      KURUMSAL      SarDer Haber      ÇORUM      KARGI      HACIHAMZA      SARAÇLAR       HABERLER
© 2006 SarDer Saraçlar Divanı Sosyal Dayanışma ve Kültür Derneği